Abitur NRW Türkisch 2021 · GK · Haupttermin · neu einsetzend · Weiterbildungskolleg
Abiturprüfung Türkisch in Nordrhein-Westfalen 2021, GK · Haupttermin · neu einsetzend · Weiterbildungskolleg: 9 Aufgaben mit Lösungen. Kostenlos.
Themen der Prüfung: Analyse literarischer Texte (Figuren, Erzählweise, Sprache) · Analyse nicht-literarischer Texte (Argumentation und Darstellung) · Stellungnahme und Kommentar (Değerlendiriniz) · Adressatenbezogenes Schreiben: Leserbrief, Blog, Brief, Artikel · Sprachmittlung Deutsch → Türkisch
Aufgabe HT 1 - Aufgabe 1 · Analyse nicht-literarischer Texte (Argumentation und Darstellung)
Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert
Klausurteil A
Mustafa Koç
YKS trajedisi
CHP İl Başkanı Ahmet Kumbul’un Yükseköğretim Kurumları Sınavı 1 (YKS) sonuçlarına ilişkin aktardığı rakamlar dikkatinizi çekmiştir. Üniversite sınavında 15 bin öğrencinin puanı (yarım net dahi yapamadığı için) hesaplanmaya değer görülmemiş. Sınava giren 2 milyon 400 bin öğrencinin 628 bin 796’sı daha açık bir deyişle 100 öğrenciden 26’sı 15 net doğru yanıt verememiş.
*
Bunu biraz açtığımızda daha vahim bir tablo çıkıyor karşımıza: [...] 100 öğrenciden 26’sı 360 soru içinden 15 soruyu bilmekten aciz. Böyle bir durum komik olarak değil, korkunç diye nitelenebilir.
*
Memlekette bilim insanlarına, kültür insanlarına, edebiyatçılara, sanatçılara değil, imama ihtiyaç duyar; ilkokuldan başlayarak tüm okulları İmam Hatip Okulu haline getirirseniz, Yükseköğretim Sınavlarında elde edeceğiniz sonuç bundan farklı olmayacaktır; nitekim olmamıştır da. Güzeloba’da bu saçmalığın son örneğini görüyoruz. Aileler “Okuluma dokunma” diyor, ağlıyor; pazaryerinde 2 imza topluyor, Milli Eğitim dediğim dedik, diyor.
*
Akademik bir araştırmada Siirt’te Medrese Eğitimi 3 verildiğini; Medrese hukuku uygulandığını; Medreselerin bölgede devletin mahkemeleri yerine şer’î hükümlere 4 göre karar verdiklerini öğreniyoruz. Diyanet çatısı ve Kuran kursu adı altında faaliyet gösteren Siirt medreselerinin siyah takkeli öğrencilerine cuma günleri haricinde medrese dışına çıkma izni verilmediğini öğreniyoruz.
*
Vakıf yurtlarında dindar nesil yetiştirme projesi adına çocuklarımızı tarikatçı cemaatlere teslim ediyoruz. Çocuklarımızın tacize tecavüze uğradığı, yanıp kül olduğu bu yurtlardan ne kadar eğitim çıkarsa, bu günkü 5 yönetimden de o kadar eğitim çıkar. YKS sonuçlarıyla ilgili rakamlar o nedenle tesadüfi değil, sözünü ettiğimiz gerici – ilkel sistemin gerçekleri olarak kabul edilmeli.
*
Türkiye’nin üniversitelerinden başlayarak, liselerinde, ortaokullarında, ne kadar nitelikli öğretim üyesi, öğretim görevlisi, öğretmen varsa görevden alıp ya da kızağa çekip 6 yerine liyakatsiz 7 isimleri getirirseniz, aşağıdan yukarı tüm sınavlarda karşılaşacağınız rakamlar, elde edeceğiniz sonuçlar bundan başkası olmaz.
*
Türkiye’de siyasi sistemin, hukuk sisteminin sorunu neyse eğitim sisteminin sorunu da odur. Türkiye’de siyasi sistemin, hukuk sisteminin olmazsa olmazı radikal dönüşüme eğitim sisteminin de ihtiyacı vardır. Bu dönüşümü, siyasal demokrasinin yerine siyasal İslâm ikame etmeye 8 çalışan, okulları medreseye dönüştürme gayreti içinde olan bir iktidardan bekleyemezsiniz. Böyle bir dönüşüm; iktidar eliyle ya da kendiliğinden gerçekleşmesini beklemek yerine, bu dönüşüm için verilen mücadelenin aktif özneleri arasında yer almakla mümkün olabilir.
1 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS): Üniversiteye girişte verilmesi gereken sınav; toplam üç oturumdan oluşur ( Hochschulaufnahmeprüfung in der Türkei)
2 pazaryerinde: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist pazar yerinde.
3 Medrese Eğitimi: Dinî eğitim; İslam ülkelerinde, genellikle İslam dini kurallarına uygun biçimde okutulduğu yer.
4 şer’î hüküm: İslama dayanan yargı
5 bu günkü: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist bugünkü.
6 kızağa çekmek: Bir kimseyi, etkinlik gösterdiği işten alıp çalışmayı pek gerektirmeyen işe vermek.
7 liyakatsiz: başarısız ve yeteneksiz olan
8 ikame etmek: yerine koymak
1. Mustafa Koç'un Türkiye'deki eğitim sistemi hakkındaki düşüncelerini özetleyiniz ve yazarın kendi görüşünü temellendirirken nasıl bir yol izlediğini, metnin yapısal ve dilsel özelliklerini de göz önünde bulundurarak inceleyiniz. [26 Punkte]
Aufgabe HT 1 - Aufgabe 2 a) · Stellungnahme und Kommentar (Değerlendiriniz)
Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert
Klausurteil A
Mustafa Koç
YKS trajedisi
CHP İl Başkanı Ahmet Kumbul’un Yükseköğretim Kurumları Sınavı 1 (YKS) sonuçlarına ilişkin aktardığı rakamlar dikkatinizi çekmiştir. Üniversite sınavında 15 bin öğrencinin puanı (yarım net dahi yapamadığı için) hesaplanmaya değer görülmemiş. Sınava giren 2 milyon 400 bin öğrencinin 628 bin 796’sı daha açık bir deyişle 100 öğrenciden 26’sı 15 net doğru yanıt verememiş.
*
Bunu biraz açtığımızda daha vahim bir tablo çıkıyor karşımıza: [...] 100 öğrenciden 26’sı 360 soru içinden 15 soruyu bilmekten aciz. Böyle bir durum komik olarak değil, korkunç diye nitelenebilir.
*
Memlekette bilim insanlarına, kültür insanlarına, edebiyatçılara, sanatçılara değil, imama ihtiyaç duyar; ilkokuldan başlayarak tüm okulları İmam Hatip Okulu haline getirirseniz, Yükseköğretim Sınavlarında elde edeceğiniz sonuç bundan farklı olmayacaktır; nitekim olmamıştır da. Güzeloba’da bu saçmalığın son örneğini görüyoruz. Aileler “Okuluma dokunma” diyor, ağlıyor; pazaryerinde 2 imza topluyor, Milli Eğitim dediğim dedik, diyor.
*
Akademik bir araştırmada Siirt’te Medrese Eğitimi 3 verildiğini; Medrese hukuku uygulandığını; Medreselerin bölgede devletin mahkemeleri yerine şer’î hükümlere 4 göre karar verdiklerini öğreniyoruz. Diyanet çatısı ve Kuran kursu adı altında faaliyet gösteren Siirt medreselerinin siyah takkeli öğrencilerine cuma günleri haricinde medrese dışına çıkma izni verilmediğini öğreniyoruz.
*
Vakıf yurtlarında dindar nesil yetiştirme projesi adına çocuklarımızı tarikatçı cemaatlere teslim ediyoruz. Çocuklarımızın tacize tecavüze uğradığı, yanıp kül olduğu bu yurtlardan ne kadar eğitim çıkarsa, bu günkü 5 yönetimden de o kadar eğitim çıkar. YKS sonuçlarıyla ilgili rakamlar o nedenle tesadüfi değil, sözünü ettiğimiz gerici – ilkel sistemin gerçekleri olarak kabul edilmeli.
*
Türkiye’nin üniversitelerinden başlayarak, liselerinde, ortaokullarında, ne kadar nitelikli öğretim üyesi, öğretim görevlisi, öğretmen varsa görevden alıp ya da kızağa çekip 6 yerine liyakatsiz 7 isimleri getirirseniz, aşağıdan yukarı tüm sınavlarda karşılaşacağınız rakamlar, elde edeceğiniz sonuçlar bundan başkası olmaz.
*
Türkiye’de siyasi sistemin, hukuk sisteminin sorunu neyse eğitim sisteminin sorunu da odur. Türkiye’de siyasi sistemin, hukuk sisteminin olmazsa olmazı radikal dönüşüme eğitim sisteminin de ihtiyacı vardır. Bu dönüşümü, siyasal demokrasinin yerine siyasal İslâm ikame etmeye 8 çalışan, okulları medreseye dönüştürme gayreti içinde olan bir iktidardan bekleyemezsiniz. Böyle bir dönüşüm; iktidar eliyle ya da kendiliğinden gerçekleşmesini beklemek yerine, bu dönüşüm için verilen mücadelenin aktif özneleri arasında yer almakla mümkün olabilir.
1 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS): Üniversiteye girişte verilmesi gereken sınav; toplam üç oturumdan oluşur ( Hochschulaufnahmeprüfung in der Türkei)
2 pazaryerinde: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist pazar yerinde.
3 Medrese Eğitimi: Dinî eğitim; İslam ülkelerinde, genellikle İslam dini kurallarına uygun biçimde okutulduğu yer.
4 şer’î hüküm: İslama dayanan yargı
5 bu günkü: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist bugünkü.
6 kızağa çekmek: Bir kimseyi, etkinlik gösterdiği işten alıp çalışmayı pek gerektirmeyen işe vermek.
7 liyakatsiz: başarısız ve yeteneksiz olan
8 ikame etmek: yerine koymak
2. Aşağıdaki soruların yalnızca birini seçip cevaplayınız.
a)
“YKS sonuçlarıyla ilgili rakamlar o nedenle tesadüfi değil, sözünü ettiğimiz gerici – ilkel sistemin gerçekleri olarak kabul edilmeli.” (Z. 25 – 27)
Verilen alıntıyı temel alarak yazarın görüşünü, derste öğrendiklerinizden de faydalanarak değerlendiriniz. [16 Punkte]
Aufgabe HT 1 - Aufgabe 2 b) · Adressatenbezogenes Schreiben: Leserbrief, Blog, Brief, Artikel
Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert
Klausurteil A
Mustafa Koç
YKS trajedisi
CHP İl Başkanı Ahmet Kumbul’un Yükseköğretim Kurumları Sınavı 1 (YKS) sonuçlarına ilişkin aktardığı rakamlar dikkatinizi çekmiştir. Üniversite sınavında 15 bin öğrencinin puanı (yarım net dahi yapamadığı için) hesaplanmaya değer görülmemiş. Sınava giren 2 milyon 400 bin öğrencinin 628 bin 796’sı daha açık bir deyişle 100 öğrenciden 26’sı 15 net doğru yanıt verememiş.
*
Bunu biraz açtığımızda daha vahim bir tablo çıkıyor karşımıza: [...] 100 öğrenciden 26’sı 360 soru içinden 15 soruyu bilmekten aciz. Böyle bir durum komik olarak değil, korkunç diye nitelenebilir.
*
Memlekette bilim insanlarına, kültür insanlarına, edebiyatçılara, sanatçılara değil, imama ihtiyaç duyar; ilkokuldan başlayarak tüm okulları İmam Hatip Okulu haline getirirseniz, Yükseköğretim Sınavlarında elde edeceğiniz sonuç bundan farklı olmayacaktır; nitekim olmamıştır da. Güzeloba’da bu saçmalığın son örneğini görüyoruz. Aileler “Okuluma dokunma” diyor, ağlıyor; pazaryerinde 2 imza topluyor, Milli Eğitim dediğim dedik, diyor.
*
Akademik bir araştırmada Siirt’te Medrese Eğitimi 3 verildiğini; Medrese hukuku uygulandığını; Medreselerin bölgede devletin mahkemeleri yerine şer’î hükümlere 4 göre karar verdiklerini öğreniyoruz. Diyanet çatısı ve Kuran kursu adı altında faaliyet gösteren Siirt medreselerinin siyah takkeli öğrencilerine cuma günleri haricinde medrese dışına çıkma izni verilmediğini öğreniyoruz.
*
Vakıf yurtlarında dindar nesil yetiştirme projesi adına çocuklarımızı tarikatçı cemaatlere teslim ediyoruz. Çocuklarımızın tacize tecavüze uğradığı, yanıp kül olduğu bu yurtlardan ne kadar eğitim çıkarsa, bu günkü 5 yönetimden de o kadar eğitim çıkar. YKS sonuçlarıyla ilgili rakamlar o nedenle tesadüfi değil, sözünü ettiğimiz gerici – ilkel sistemin gerçekleri olarak kabul edilmeli.
*
Türkiye’nin üniversitelerinden başlayarak, liselerinde, ortaokullarında, ne kadar nitelikli öğretim üyesi, öğretim görevlisi, öğretmen varsa görevden alıp ya da kızağa çekip 6 yerine liyakatsiz 7 isimleri getirirseniz, aşağıdan yukarı tüm sınavlarda karşılaşacağınız rakamlar, elde edeceğiniz sonuçlar bundan başkası olmaz.
*
Türkiye’de siyasi sistemin, hukuk sisteminin sorunu neyse eğitim sisteminin sorunu da odur. Türkiye’de siyasi sistemin, hukuk sisteminin olmazsa olmazı radikal dönüşüme eğitim sisteminin de ihtiyacı vardır. Bu dönüşümü, siyasal demokrasinin yerine siyasal İslâm ikame etmeye 8 çalışan, okulları medreseye dönüştürme gayreti içinde olan bir iktidardan bekleyemezsiniz. Böyle bir dönüşüm; iktidar eliyle ya da kendiliğinden gerçekleşmesini beklemek yerine, bu dönüşüm için verilen mücadelenin aktif özneleri arasında yer almakla mümkün olabilir.
1 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS): Üniversiteye girişte verilmesi gereken sınav; toplam üç oturumdan oluşur ( Hochschulaufnahmeprüfung in der Türkei)
2 pazaryerinde: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist pazar yerinde.
3 Medrese Eğitimi: Dinî eğitim; İslam ülkelerinde, genellikle İslam dini kurallarına uygun biçimde okutulduğu yer.
4 şer’î hüküm: İslama dayanan yargı
5 bu günkü: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist bugünkü.
6 kızağa çekmek: Bir kimseyi, etkinlik gösterdiği işten alıp çalışmayı pek gerektirmeyen işe vermek.
7 liyakatsiz: başarısız ve yeteneksiz olan
8 ikame etmek: yerine koymak
2. Aşağıdaki sorulardan yalnızca birini seçip cevaplayınız.
b)
Yazarın savunduğu görüşü değerlendiren bir okur mektubu kaleme alınız. [16 Punkte]
Aufgabe HT 1 - Aufgabe 3 · Sprachmittlung Deutsch → Türkisch
Klausurteil A
Mustafa Koç
YKS trajedisi
CHP İl Başkanı Ahmet Kumbul’un Yükseköğretim Kurumları Sınavı 1 (YKS) sonuçlarına ilişkin aktardığı rakamlar dikkatinizi çekmiştir. Üniversite sınavında 15 bin öğrencinin puanı (yarım net dahi yapamadığı için) hesaplanmaya değer görülmemiş. Sınava giren 2 milyon 400 bin öğrencinin 628 bin 796’sı daha açık bir deyişle 100 öğrenciden 26’sı 15 net doğru yanıt verememiş.
*
Bunu biraz açtığımızda daha vahim bir tablo çıkıyor karşımıza: [...] 100 öğrenciden 26’sı 360 soru içinden 15 soruyu bilmekten aciz. Böyle bir durum komik olarak değil, korkunç diye nitelenebilir.
*
Memlekette bilim insanlarına, kültür insanlarına, edebiyatçılara, sanatçılara değil, imama ihtiyaç duyar; ilkokuldan başlayarak tüm okulları İmam Hatip Okulu haline getirirseniz, Yükseköğretim Sınavlarında elde edeceğiniz sonuç bundan farklı olmayacaktır; nitekim olmamıştır da. Güzeloba’da bu saçmalığın son örneğini görüyoruz. Aileler “Okuluma dokunma” diyor, ağlıyor; pazaryerinde 2 imza topluyor, Milli Eğitim dediğim dedik, diyor.
*
Akademik bir araştırmada Siirt’te Medrese Eğitimi 3 verildiğini; Medrese hukuku uygulandığını; Medreselerin bölgede devletin mahkemeleri yerine şer’î hükümlere 4 göre karar verdiklerini öğreniyoruz. Diyanet çatısı ve Kuran kursu adı altında faaliyet gösteren Siirt medreselerinin siyah takkeli öğrencilerine cuma günleri haricinde medrese dışına çıkma izni verilmediğini öğreniyoruz.
*
Vakıf yurtlarında dindar nesil yetiştirme projesi adına çocuklarımızı tarikatçı cemaatlere teslim ediyoruz. Çocuklarımızın tacize tecavüze uğradığı, yanıp kül olduğu bu yurtlardan ne kadar eğitim çıkarsa, bu günkü 5 yönetimden de o kadar eğitim çıkar. YKS sonuçlarıyla ilgili rakamlar o nedenle tesadüfi değil, sözünü ettiğimiz gerici – ilkel sistemin gerçekleri olarak kabul edilmeli.
*
Türkiye’nin üniversitelerinden başlayarak, liselerinde, ortaokullarında, ne kadar nitelikli öğretim üyesi, öğretim görevlisi, öğretmen varsa görevden alıp ya da kızağa çekip 6 yerine liyakatsiz 7 isimleri getirirseniz, aşağıdan yukarı tüm sınavlarda karşılaşacağınız rakamlar, elde edeceğiniz sonuçlar bundan başkası olmaz.
*
Türkiye’de siyasi sistemin, hukuk sisteminin sorunu neyse eğitim sisteminin sorunu da odur. Türkiye’de siyasi sistemin, hukuk sisteminin olmazsa olmazı radikal dönüşüme eğitim sisteminin de ihtiyacı vardır. Bu dönüşümü, siyasal demokrasinin yerine siyasal İslâm ikame etmeye 8 çalışan, okulları medreseye dönüştürme gayreti içinde olan bir iktidardan bekleyemezsiniz. Böyle bir dönüşüm; iktidar eliyle ya da kendiliğinden gerçekleşmesini beklemek yerine, bu dönüşüm için verilen mücadelenin aktif özneleri arasında yer almakla mümkün olabilir.
1 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS): Üniversiteye girişte verilmesi gereken sınav; toplam üç oturumdan oluşur ( Hochschulaufnahmeprüfung in der Türkei)
2 pazaryerinde: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist pazar yerinde.
3 Medrese Eğitimi: Dinî eğitim; İslam ülkelerinde, genellikle İslam dini kurallarına uygun biçimde okutulduğu yer.
4 şer’î hüküm: İslama dayanan yargı
5 bu günkü: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist bugünkü.
6 kızağa çekmek: Bir kimseyi, etkinlik gösterdiği işten alıp çalışmayı pek gerektirmeyen işe vermek.
7 liyakatsiz: başarısız ve yeteneksiz olan
8 ikame etmek: yerine koymak
Klausurteil B: Sprachmittlung isoliert
Franz Himpsl und Jonas Krumbein
SOLL DER NC FALLEN?
Die deutschen Unis wehren sich mit Zulassungsbeschränkungen gegen die Studentenflut. Ist das ein Problem?
Ja, sagt Franz Himpsl, 26. Im Philosophie-Seminar konnte er den Dozenten manchmal aus der Ferne nicht erkennen.
Versiffte Zweckbauten, unendliche Menschenschlangen, überfüllte Hörsäle: Ich kenne keinen, der die deutsche Massenuniversität liebt. Sicher wären komfortablere Studienbedingungen machbar: Man platziere einfach vor allen Fächern den Türsteher Numerus clausus (NC), der nur einen Teil der interessierten Studenten durchlässt. Das wäre konsequent, schließlich geht der Trend schon länger zur flächendeckenden Zulassungsbeschränkung. Aber ist das auch sinnvoll? Ich finde: Nein.
Der NC, also die Begrenzung der Studienplätze, darf nicht zum Regelfall werden; wir sollten auf ihn verzichten, wo es nur geht. Denn sollte sich die Politik der geschlossenen Tür an den Unis einbürgern, hätten gerade Kinder von Nichtakademikern das Nachsehen. Auf den ersten Blick ist die Studienzulassung anhand von Noten, Tests und anderen Auswahlkriterien eine Frage der intellektuellen Leistungsfähigkeit; auf den zweiten Blick aber ist sie auch ein Instrument sozialer Selektion. Schon heute schafft es nicht einmal jedes vierte Kind von Nichtakademikern an die Hochschule – bei den Akademikerkindern schaffen es drei von vier. Von der Herkunft hängt hierzulande maßgeblich ab, ob jemand überhaupt zur Hochschulreife gelangt, mit welcher Note er abschließt – und auch, wie er sich im Auswahlgespräch mit dem Professor seines Wunschfaches schlägt. Und wer hat ohne den Rückhalt gut situierter Eltern schon das Durchhaltevermögen, sich durch zig Auswahlverfahren zu kämpfen, wenn es mit den ersten Bewerbungen nicht klappt?
Wahre Leistungsgerechtigkeit an den Hochschulen setzt eine Kultur der Ermutigung voraus, die explizit auf die sozial Schwächeren zielt. Dazu muss sich unser Bildungssystem an vielen Stellen verändern. Bis dahin ist die offene Universität – trotz all ihrer Zumutungen – das bessere Modell.
[...]
Nein, sagt Jonas Krumbein, 28. Er hat Geschichte studiert, mit NC. In überfüllten Hörsälen saß er nie.
In vielen Fächern übertrifft die Nachfrage nach Studienplätzen das Angebot. Schafft man die Zulassungsbeschränkungen ab, verschlechtert sich das Betreuungsverhältnis von Studenten und Professoren: Es drohen überfüllte Hörsäle, Wartezeiten für Sprechstunden und Übungen. Wer warten, kämpfen und drängeln muss, verliert schnell die Lust am Studieren, bricht ab oder braucht länger. Das trifft vor allem Arbeiterkinder, die schlechte Studienbedingungen nicht mithilfe akademisch gebildeter, gut verdienender Eltern ausgleichen können. Für sie heißt es wider Willen: jobben statt studieren. Später Abschluss statt frühe Karriere. Ein gutes Einkommen und Kinder kommen später, wenn überhaupt.
Studenten sollten den NC daher zu schätzen wissen. Die zu Unrecht verhasste Hürde garantiert gute Studienbedingungen. Solange Bund und Länder nicht mehr Geld in Studienplätze stecken, bleibt der NC die Notwehr der Hochschulen und der Freund der Studenten.
Ungerecht sind die Zulassungsbeschränkungen übrigens nicht: Die Zulassung nach Abiturnote gilt Fachleuten wie dem Darmstädter Soziologen und Eliten-Forscher Michael Hartmann als sozial gerechtestes Auswahlkriterium und als verlässlichster Indikator für ein erfolgreiches Studium. Wer am NC scheitert, sollte sich ein anderes Fach aussuchen oder eine Ausbildung machen. [...]
3. Yükseköğretim Kurumları Sınavına hazırlanan bir arkadaşınıza kısa süre önce, Alman üniversitelerinde en çok talep gören bölümlerin kontenjanlarının sınırlı olduğunu ve öğrencilerin lise bitirme sınavı not ortalamasına göre seçildiğini anlattınız. Arkadaşınız bu uygulamanın artılarını ve eksilerini öğrenmek istiyor. Metinde öne çıkan etmenleri arkadaşınıza bir e-posta ile aktarınız. [18 Punte]
Aufgabe HT 2 - Aufgabe 1 · Analyse literarischer Texte (Figuren, Erzählweise, Sprache)
Klausurteil A
Nejdet Altuntaş
Daha 1
Daha
Güneşine denizine doymadan
Anavatanımızın
Kollarının arasında bulduk kendimizi
5 Vaterlandımızın
Biz ki alamanyalıyız
Anavatanda
Bekleniriz her izin mevsimi
Dört gözle
10 Tüccarı emlakçısı
Börekçisi bankacısı
Nede çok severler bizi
Hemde çok severler bizi
Önce biraz markımızı
15 Sonra da birazcık bizi
ve biz ki gastarbeiter iz
Vaterland da
Çalışırız madende yürüyen bant ta
Nede çok severler bizi
20 Hemde çok severler bizi
Önce biraz işimizi
Sonra da birazcık bizi
Hergün sabah yeniden
Otobüs taksi araba
25 Anavatandaki evlerimiz oldu harabe
Vaterlandada oturduğumuz evler harabe
Vaterland da
Ne orada sap olabildik
Bir baltaya
30 Nede burada
Sağda camii solda kilise
Sıkıştık kaldık arada
...
Ve de bilirler ki
35 Dövizimizin üstüne döviz
İşimizin üstüne iş yoktur
Yinede vermezler bize
Ne anavatanda huzur
Ne vaterlandda huzur
40 Biz ki kesemedik anavatanla
Tam anlamıyla ilişkimizi
Bizki uyduramadık vaterlanda
Tam anlamıyla kendimizi
Hep alamanyalı kalacağız
45 Anavatanda
Hep gastarbeiter kalacağız
Vaterland da
1 Der Originaltext enthält Fehler, die nicht korrigiert worden sind.
Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert
1. Şiirsel bizin duygularını ve düşüncelerini özetleyiniz; bunları ifade eden dilsel ve biçimsel özellikleri inceleyiniz. (26 Punkte)
Aufgabe HT 2 - Aufgabe 2 a) · Stellungnahme und Kommentar (Değerlendiriniz)
Klausurteil A
Nejdet Altuntaş
Daha 1
Daha
Güneşine denizine doymadan
Anavatanımızın
Kollarının arasında bulduk kendimizi
5 Vaterlandımızın
Biz ki alamanyalıyız
Anavatanda
Bekleniriz her izin mevsimi
Dört gözle
10 Tüccarı emlakçısı
Börekçisi bankacısı
Nede çok severler bizi
Hemde çok severler bizi
Önce biraz markımızı
15 Sonra da birazcık bizi
ve biz ki gastarbeiter iz
Vaterland da
Çalışırız madende yürüyen bant ta
Nede çok severler bizi
20 Hemde çok severler bizi
Önce biraz işimizi
Sonra da birazcık bizi
Hergün sabah yeniden
Otobüs taksi araba
25 Anavatandaki evlerimiz oldu harabe
Vaterlandada oturduğumuz evler harabe
Vaterland da
Ne orada sap olabildik
Bir baltaya
30 Nede burada
Sağda camii solda kilise
Sıkıştık kaldık arada
...
Ve de bilirler ki
35 Dövizimizin üstüne döviz
İşimizin üstüne iş yoktur
Yinede vermezler bize
Ne anavatanda huzur
Ne vaterlandda huzur
40 Biz ki kesemedik anavatanla
Tam anlamıyla ilişkimizi
Bizki uyduramadık vaterlanda
Tam anlamıyla kendimizi
Hep alamanyalı kalacağız
45 Anavatanda
Hep gastarbeiter kalacağız
Vaterland da
1 Der Originaltext enthält Fehler, die nicht korrigiert worden sind.
Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert
2. a) "Ne orada sap olabildik / Bir baltaya / Nede burada / Sağda camii solda kilise / Sıkıştık kaldık arada" (Z. 28 – 32)
Bu dizeleri hem metnin bağlamı içinde hem de kendi yaşam deneyiminizi ve derste edindiğiniz bilgileri esas alarak değerlendiriniz. (16 Punkte)
Aufgabe HT 2 - Aufgabe 2 b) · Adressatenbezogenes Schreiben: Leserbrief, Blog, Brief, Artikel
Klausurteil A
Nejdet Altuntaş
Daha 1
Daha
Güneşine denizine doymadan
Anavatanımızın
Kollarının arasında bulduk kendimizi
5 Vaterlandımızın
Biz ki alamanyalıyız
Anavatanda
Bekleniriz her izin mevsimi
Dört gözle
10 Tüccarı emlakçısı
Börekçisi bankacısı
Nede çok severler bizi
Hemde çok severler bizi
Önce biraz markımızı
15 Sonra da birazcık bizi
ve biz ki gastarbeiter iz
Vaterland da
Çalışırız madende yürüyen bant ta
Nede çok severler bizi
20 Hemde çok severler bizi
Önce biraz işimizi
Sonra da birazcık bizi
Hergün sabah yeniden
Otobüs taksi araba
25 Anavatandaki evlerimiz oldu harabe
Vaterlandada oturduğumuz evler harabe
Vaterland da
Ne orada sap olabildik
Bir baltaya
30 Nede burada
Sağda camii solda kilise
Sıkıştık kaldık arada
...
Ve de bilirler ki
35 Dövizimizin üstüne döviz
İşimizin üstüne iş yoktur
Yinede vermezler bize
Ne anavatanda huzur
Ne vaterlandda huzur
40 Biz ki kesemedik anavatanla
Tam anlamıyla ilişkimizi
Bizki uyduramadık vaterlanda
Tam anlamıyla kendimizi
Hep alamanyalı kalacağız
45 Anavatanda
Hep gastarbeiter kalacağız
Vaterland da
1 Der Originaltext enthält Fehler, die nicht korrigiert worden sind.
Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert
2. b) Çokkültürlü bir toplumda yaşayan bir genç olarak, blog sayfanız için Almanya’da yaşayan Türk ve Türk kökenli kuşakların yaşam koşullarını ele alıp değerlendirdiğiniz bir blog yazısı yazınız. (16 Punkte)
Aufgabe HT 2 - Aufgabe 3 · Sprachmittlung Deutsch → Türkisch
Klausurteil A
Nejdet Altuntaş
Daha 1
Daha
Güneşine denizine doymadan
Anavatanımızın
Kollarının arasında bulduk kendimizi
5 Vaterlandımızın
Biz ki alamanyalıyız
Anavatanda
Bekleniriz her izin mevsimi
Dört gözle
10 Tüccarı emlakçısı
Börekçisi bankacısı
Nede çok severler bizi
Hemde çok severler bizi
Önce biraz markımızı
15 Sonra da birazcık bizi
ve biz ki gastarbeiter iz
Vaterland da
Çalışırız madende yürüyen bant ta
Nede çok severler bizi
20 Hemde çok severler bizi
Önce biraz işimizi
Sonra da birazcık bizi
Hergün sabah yeniden
Otobüs taksi araba
25 Anavatandaki evlerimiz oldu harabe
Vaterlandada oturduğumuz evler harabe
Vaterland da
Ne orada sap olabildik
Bir baltaya
30 Nede burada
Sağda camii solda kilise
Sıkıştık kaldık arada
...
Ve de bilirler ki
35 Dövizimizin üstüne döviz
İşimizin üstüne iş yoktur
Yinede vermezler bize
Ne anavatanda huzur
Ne vaterlandda huzur
40 Biz ki kesemedik anavatanla
Tam anlamıyla ilişkimizi
Bizki uyduramadık vaterlanda
Tam anlamıyla kendimizi
Hep alamanyalı kalacağız
45 Anavatanda
Hep gastarbeiter kalacağız
Vaterland da
1 Der Originaltext enthält Fehler, die nicht korrigiert worden sind.
Klausurteil B: Sprachmittlung isoliert
3. Türkiye’de sosyoloji bölümünde okuyan bir arkadaşınız, Almanya’daki Suriyeli üniversite öğrencilerinin eğitim durumuna dair bir ödev hazırlamaktadır. Arkadaşınız son e-postasında sizden destek istemiştir. Bulduğunuz metnin içeriğini e-postanızda ana hatlarıyla özetleyiniz.
[18 Punkte]
Klausurteil B Metni (Almanca)
Thomas Vitzthum
Warum Syrer erst jetzt an den Hochschulen ankommen
Deutschland ist jetzt nach drei englischsprachigen Ländern die beliebteste Zielnation für ausländische Studenten weltweit. Einen hohen Anteil haben geflüchtete Syrer. Dabei lassen sie bei der Wahl ihres Studienfachs eine klare Präferenz erkennen.
Als in den Jahren 2015 und 2016 große Migrantenzahlen Deutschland erreichten, bejubelte mancher die Neuankömmlinge als „die neuen Fachkräfte“. Der Begriff spielt bis heute in der Debatte eine wichtige Rolle, allerdings wurde er von Rechten und Rechtsradikalen gekapert. Sie benutzen ihn sarkastisch und wollen damit ausdrücken, dass die Asylbewerber genau nicht seien, was man in ihnen sah, nämlich „die neuen Fachkräfte“.
Allerdings werden inzwischen aus immer mehr früheren Asylbewerbern wirklich potenzielle Fachkräfte. Das hat gerade der Bericht über die neu abgeschlossenen Ausbildungsverträge für das Jahr 2018 gezeigt; darin war von einer deutlich zunehmenden Zahl etwa von Syrern im dualen Ausbildungssystem die Rede. Den Trend bestätigen nun auch die Hochschulen. Die Syrer kommen in auffallender Zahl an den Universitäten und Fachhochschulen an.
Laut dem Bericht „Wissenschaft weltoffen 2019“, den der Deutsche Akademische Austauschdienst und das Deutsche Zentrum für Hochschul- und Wissenschaftsforschung veröffentlicht haben, stellen Syrer schon die sechstgrößte Ausländergruppe an den deutschen Hochschulen. Ihre Zahl ist zwischen 2015 und 2018 um 228 Prozent gestiegen.
Insgesamt studierten im vergangenen Jahr 8618 Syrer an einer deutschen Hochschule. Zum Vergleich: Es gab 8908 Italiener und 11.130 Österreicher. Die größten Gruppen stellten Chinesen mit 36.915 Studenten und Inder mit 17.294. Insgesamt stammten im vergangenen Jahr 24.000 internationale Studenten aus den acht zugangsstärksten Asylherkunftsländern (Syrien, Afghanistan, Irak, Nigeria, Eritrea, Iran, Pakistan und Somalia).
Auch bei den Antragstellern bilden Syrer eine Spitzengruppe. 13 Prozent aller ausländischen Studienbewerber kommen aus dem Kriegsland. Ihnen folgen die Inder mit zwölf Prozent und die Chinesen mit acht Prozent. Innerhalb von drei Jahren bedeutet dies bei den Syrern eine Steigerung um 323 Prozent. Die Syrer haben auch eine klare Präferenz für bestimmte Studienfächer: 58 Prozent von ihnen schrieben sich für Ingenieurwissenschaften ein.
[...]
Generell sind Ingenieurwissenschaften bei Ausländern sehr beliebt. 40 Prozent haben sich hier immatrikuliert, bei den Deutschen sind es nur 25 Prozent. Bei den Syrern dürfte aber ein Aspekt eine wichtige Rolle spielen, der in Gesprächen immer wieder als wichtige Motivation genannt wird: Sie wollen im Falle einer Rückkehr in ihre Heimat Fähigkeiten erworben haben, die beim Wiederaufbau des Landes besonders benötigt werden.
Dass die Syrer jetzt, drei Jahre nach dem starken Flüchtlingszuzug, in so großer Zahl an den Unis ankommen, hat einen Grund. Zwischen der Ankunft in Deutschland und der Immatrikulation vergehen laut dem Bericht in der Regel gut zwei Jahre. Diese Zeit scheint vor allem nötig, um Deutsch auf dem Niveau zu erlernen, das für ein Studium notwendig ist. Seit dem Wintersemester 2017/18 steigt die Zahl der Antragsteller deutlich, die über ein ausreichendes Sprachniveau verfügen.
[...]
Aufgabe HT 3 - Aufgabe 1 · Analyse nicht-literarischer Texte (Argumentation und Darstellung)
Klausurteil A
Şükrü Karaman
Çocuk işçi gerçeğimiz
Çocuk işçiler sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yanında, tezgâh başında, kırsalda ve kentte üretim alanında emek harcamak zorunda kalıyorlar.
Okul sıralarında olması gerekirken, ya eğitim olanaksızlıklarından ya da aile bütçesine katkı sağlamaktan minik bedenleriyle çalışıyor, üretiyor çocuk emekçiler. Minik 5 emekçilerin sayısı önlenemediği gibi, giderek artıyor. Neredeyse çocuk işçi çalıştırmak olağan hale geldi.
ILO’nun verilerine göre...
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre, dünyada 168 milyon çocuk işçi küçücük bedenleriyle ağır işlerin altından kalkmaya çalışıyor. Türkiye İstatistik 10 Kurumu’nun (TÜİK) araştırmaları Türkiye’de 6-17 yaş grubunda çalışan 893 bin çocuğun varlığını ortaya koyuyor. Veriler, korkunç ve düşündürücü gerçeği gözler önüne seriyor. Okula başlama çağındaki çocuklar ders ve sokak yerine atölyelere, tarlaya gidiyor. Altı yaşında daha çocukluğunu yaşayamadan kendini bir anda çalışma hayatında buluyor.
Suriyeli çocuk işçiler
15 Suriyelilerin gelmesiyle birlikte bu sayı daha da arttı. Aileleri gibi ülkenin her yerinde görülen Suriyeli çocuk işçiler, Türk akranları gibi tarımda, tekstilde, oto tamir atölyelerinde dikkat çekiyor. Bu nasıl vicdan, nasıl bir sağduyudan yoksunluk, nasıl bir insanlık, nasıl bir analık babalık? Altı yaşındaki çocuk nasıl çalışmaya zorlanır, ondan nasıl iş beklenir? Bu yaştaki çocuk hangi vicdan ölçüleri içinde çalışmaya gönderilir? Ne kadar yakınılırsa 20 yakınılsın, çocuk işçiliği dünyanın ve Türkiye’nin önlenemeyen kanayan yarası, acı gerçeği. Çocuk işçiler eğitim hakkından yoksun kaldığı gibi, fiziksel ve psikolojik gelişimin yavaşlaması, işe bağlı sakatlık, fiziksel zarar, istismar 1, suiistimal 2 ve ihmal gibi sorunlarla karşılaşıyor.
Temeli yoksulluk
25 Minik emekçiler iş öğrensin, aile bütçesine katkıda bulunsun diye gönderildikleri işyerlerinde 3 bedenleri ağır travmaya karşı koymaya çalışıyor, yeri geliyor tacize uğruyor, yeri geliyor aşağılanıyor, onuru ile oynanıyor.
Çocuk işçiliğinin temelinde yoksulluk başı çekiyor. Türkiye’de daimi olarak yoksulluk eşiğinde olan 17 milyon kişinin yarısı çocuklardan oluşuyor. Yoksul aileler çocuklarını aile 30 bütçesine sözüm ona katkı sağlasın diye okula değil, çalışmaya gönderiyor. Ülkemizdeki yaklaşık 1 milyon çocuk işçinin büyük çoğunluğu minik bedenlerine hiç ama hiç uygun olmayan, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılıyor. Yine yaklaşık 400 bin çocuk, mevsimlik ve gezici tarım işçiliği yaparak aylar boyunca okullarından ve evlerinden uzakta yaşamını sürdürüyor.
35 Çocuk işçi cenneti!
Türkiye’de mevcut çocuk işçiliği sorunu 1.5 milyona yakın Suriyeli çocuğun savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınmasıyla daha da arttı, içinden çıkılmaz hale geldi. Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin katılımıyla mevsimlik gezici tarım işleri tam bir çocuk işçi cenneti. ILO, çocuk işçiliğinin işçi-işveren ilişkilerinin zayıf kaldığı, kayıt dışı işletmelerinin 40 çokluğundan kaynaklandığını belirtiyor. Zaten çocuk işçilerin çoğunluğu da kayıt dışı alanlarda çok düşük ücretle çalışıyor.
Suriyeli çocuk işçilerin gelmesiyle birlikte ücretlerin günlük 10-20 lira aralığına gerilediği, hatta bu rakamlardan daha aşağıya, karın tokluğuna bile çalışanların olduğu söyleniyor.
Çalışma yaşamının kanayan yarası çocuk işçiliği arz ve talepten 4 ötürü bir türlü 45 önlenemiyor, önlenecek gibi de değil. Denetimler caydırıcı olmuyor. Emek sömürücüleri bildiğini okurcasına çocuk işçi çalıştırmaya devam ediyor. Zihinsel, sosyal, fiziksel ve psikolojik gelişimlerine zarar veren, çok düşük ücretlerle, zehirli ürünlerle yakın temas içinde, tehlikeli ortamlarda uzun süre çalışan çocukların yeri tarla ve atölyeler değil, okul sıraları, parklar ve sokakta arkadaşlarının yanıdır.
1 istismar: sömürme ( Ausbeutung)
2 suiistimal: görev, yetki vb.ni kötüye kullanma
3 işyerlerinde: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist iş yerlerinde.
4 arz ve talep: Üreticinin piyasaya mal çıkarması ve tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları, sunu ve istem ( Angebot und Nachfrage).
Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert
1. Şükrü Karaman’ın Türkiye’de çocuk işçiliği konusundaki ifadelerini özetleyiniz ve bu konudaki bakış açısını hangi yollarla ortaya koyduğunu inceleyiniz. [27 Punkte]
Aufgabe HT 3 - Aufgabe 2 a) · Stellungnahme und Kommentar (Değerlendiriniz)
Klausurteil A
Şükrü Karaman
Çocuk işçi gerçeğimiz
Çocuk işçiler sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yanında, tezgâh başında, kırsalda ve kentte üretim alanında emek harcamak zorunda kalıyorlar.
Okul sıralarında olması gerekirken, ya eğitim olanaksızlıklarından ya da aile bütçesine katkı sağlamaktan minik bedenleriyle çalışıyor, üretiyor çocuk emekçiler. Minik 5 emekçilerin sayısı önlenemediği gibi, giderek artıyor. Neredeyse çocuk işçi çalıştırmak olağan hale geldi.
ILO’nun verilerine göre...
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre, dünyada 168 milyon çocuk işçi küçücük bedenleriyle ağır işlerin altından kalkmaya çalışıyor. Türkiye İstatistik 10 Kurumu’nun (TÜİK) araştırmaları Türkiye’de 6-17 yaş grubunda çalışan 893 bin çocuğun varlığını ortaya koyuyor. Veriler, korkunç ve düşündürücü gerçeği gözler önüne seriyor. Okula başlama çağındaki çocuklar ders ve sokak yerine atölyelere, tarlaya gidiyor. Altı yaşında daha çocukluğunu yaşayamadan kendini bir anda çalışma hayatında buluyor.
Suriyeli çocuk işçiler
15 Suriyelilerin gelmesiyle birlikte bu sayı daha da arttı. Aileleri gibi ülkenin her yerinde görülen Suriyeli çocuk işçiler, Türk akranları gibi tarımda, tekstilde, oto tamir atölyelerinde dikkat çekiyor. Bu nasıl vicdan, nasıl bir sağduyudan yoksunluk, nasıl bir insanlık, nasıl bir analık babalık? Altı yaşındaki çocuk nasıl çalışmaya zorlanır, ondan nasıl iş beklenir? Bu yaştaki çocuk hangi vicdan ölçüleri içinde çalışmaya gönderilir? Ne kadar yakınılırsa 20 yakınılsın, çocuk işçiliği dünyanın ve Türkiye’nin önlenemeyen kanayan yarası, acı gerçeği. Çocuk işçiler eğitim hakkından yoksun kaldığı gibi, fiziksel ve psikolojik gelişimin yavaşlaması, işe bağlı sakatlık, fiziksel zarar, istismar 1, suiistimal 2 ve ihmal gibi sorunlarla karşılaşıyor.
Temeli yoksulluk
25 Minik emekçiler iş öğrensin, aile bütçesine katkıda bulunsun diye gönderildikleri işyerlerinde 3 bedenleri ağır travmaya karşı koymaya çalışıyor, yeri geliyor tacize uğruyor, yeri geliyor aşağılanıyor, onuru ile oynanıyor.
Çocuk işçiliğinin temelinde yoksulluk başı çekiyor. Türkiye’de daimi olarak yoksulluk eşiğinde olan 17 milyon kişinin yarısı çocuklardan oluşuyor. Yoksul aileler çocuklarını aile 30 bütçesine sözüm ona katkı sağlasın diye okula değil, çalışmaya gönderiyor. Ülkemizdeki yaklaşık 1 milyon çocuk işçinin büyük çoğunluğu minik bedenlerine hiç ama hiç uygun olmayan, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılıyor. Yine yaklaşık 400 bin çocuk, mevsimlik ve gezici tarım işçiliği yaparak aylar boyunca okullarından ve evlerinden uzakta yaşamını sürdürüyor.
35 Çocuk işçi cenneti!
Türkiye’de mevcut çocuk işçiliği sorunu 1.5 milyona yakın Suriyeli çocuğun savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınmasıyla daha da arttı, içinden çıkılmaz hale geldi. Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin katılımıyla mevsimlik gezici tarım işleri tam bir çocuk işçi cenneti. ILO, çocuk işçiliğinin işçi-işveren ilişkilerinin zayıf kaldığı, kayıt dışı işletmelerinin 40 çokluğundan kaynaklandığını belirtiyor. Zaten çocuk işçilerin çoğunluğu da kayıt dışı alanlarda çok düşük ücretle çalışıyor.
Suriyeli çocuk işçilerin gelmesiyle birlikte ücretlerin günlük 10-20 lira aralığına gerilediği, hatta bu rakamlardan daha aşağıya, karın tokluğuna bile çalışanların olduğu söyleniyor.
Çalışma yaşamının kanayan yarası çocuk işçiliği arz ve talepten 4 ötürü bir türlü 45 önlenemiyor, önlenecek gibi de değil. Denetimler caydırıcı olmuyor. Emek sömürücüleri bildiğini okurcasına çocuk işçi çalıştırmaya devam ediyor. Zihinsel, sosyal, fiziksel ve psikolojik gelişimlerine zarar veren, çok düşük ücretlerle, zehirli ürünlerle yakın temas içinde, tehlikeli ortamlarda uzun süre çalışan çocukların yeri tarla ve atölyeler değil, okul sıraları, parklar ve sokakta arkadaşlarının yanıdır.
1 istismar: sömürme ( Ausbeutung)
2 suiistimal: görev, yetki vb.ni kötüye kullanma
3 işyerlerinde: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist iş yerlerinde.
4 arz ve talep: Üreticinin piyasaya mal çıkarması ve tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları, sunu ve istem ( Angebot und Nachfrage).
Klausurteil A: Aufgabe 2 a)
«Çalışma yaşamının kanayan yarası çocuk işçiliği arz ve talepten ötürü bir türlü önlenemiyor, önlenecek gibi de değil.» (Z. 44 – 45)
Yukarıdaki alıntıdan, derste edindiğiniz bilgilerden ve kendi gözlem ve deneyimlerinizden yararlanarak çocuk işçiliğinin hangi yollarla önlenebileceğini değerlendiriniz. [15 Punkte]
Aufgabe HT 3 - Aufgabe 2 b) · Adressatenbezogenes Schreiben: Leserbrief, Blog, Brief, Artikel
Klausurteil A
Şükrü Karaman
Çocuk işçi gerçeğimiz
Çocuk işçiler sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yanında, tezgâh başında, kırsalda ve kentte üretim alanında emek harcamak zorunda kalıyorlar.
Okul sıralarında olması gerekirken, ya eğitim olanaksızlıklarından ya da aile bütçesine katkı sağlamaktan minik bedenleriyle çalışıyor, üretiyor çocuk emekçiler. Minik 5 emekçilerin sayısı önlenemediği gibi, giderek artıyor. Neredeyse çocuk işçi çalıştırmak olağan hale geldi.
ILO’nun verilerine göre...
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre, dünyada 168 milyon çocuk işçi küçücük bedenleriyle ağır işlerin altından kalkmaya çalışıyor. Türkiye İstatistik 10 Kurumu’nun (TÜİK) araştırmaları Türkiye’de 6-17 yaş grubunda çalışan 893 bin çocuğun varlığını ortaya koyuyor. Veriler, korkunç ve düşündürücü gerçeği gözler önüne seriyor. Okula başlama çağındaki çocuklar ders ve sokak yerine atölyelere, tarlaya gidiyor. Altı yaşında daha çocukluğunu yaşayamadan kendini bir anda çalışma hayatında buluyor.
Suriyeli çocuk işçiler
15 Suriyelilerin gelmesiyle birlikte bu sayı daha da arttı. Aileleri gibi ülkenin her yerinde görülen Suriyeli çocuk işçiler, Türk akranları gibi tarımda, tekstilde, oto tamir atölyelerinde dikkat çekiyor. Bu nasıl vicdan, nasıl bir sağduyudan yoksunluk, nasıl bir insanlık, nasıl bir analık babalık? Altı yaşındaki çocuk nasıl çalışmaya zorlanır, ondan nasıl iş beklenir? Bu yaştaki çocuk hangi vicdan ölçüleri içinde çalışmaya gönderilir? Ne kadar yakınılırsa 20 yakınılsın, çocuk işçiliği dünyanın ve Türkiye’nin önlenemeyen kanayan yarası, acı gerçeği. Çocuk işçiler eğitim hakkından yoksun kaldığı gibi, fiziksel ve psikolojik gelişimin yavaşlaması, işe bağlı sakatlık, fiziksel zarar, istismar 1, suiistimal 2 ve ihmal gibi sorunlarla karşılaşıyor.
Temeli yoksulluk
25 Minik emekçiler iş öğrensin, aile bütçesine katkıda bulunsun diye gönderildikleri işyerlerinde 3 bedenleri ağır travmaya karşı koymaya çalışıyor, yeri geliyor tacize uğruyor, yeri geliyor aşağılanıyor, onuru ile oynanıyor.
Çocuk işçiliğinin temelinde yoksulluk başı çekiyor. Türkiye’de daimi olarak yoksulluk eşiğinde olan 17 milyon kişinin yarısı çocuklardan oluşuyor. Yoksul aileler çocuklarını aile 30 bütçesine sözüm ona katkı sağlasın diye okula değil, çalışmaya gönderiyor. Ülkemizdeki yaklaşık 1 milyon çocuk işçinin büyük çoğunluğu minik bedenlerine hiç ama hiç uygun olmayan, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılıyor. Yine yaklaşık 400 bin çocuk, mevsimlik ve gezici tarım işçiliği yaparak aylar boyunca okullarından ve evlerinden uzakta yaşamını sürdürüyor.
35 Çocuk işçi cenneti!
Türkiye’de mevcut çocuk işçiliği sorunu 1.5 milyona yakın Suriyeli çocuğun savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınmasıyla daha da arttı, içinden çıkılmaz hale geldi. Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin katılımıyla mevsimlik gezici tarım işleri tam bir çocuk işçi cenneti. ILO, çocuk işçiliğinin işçi-işveren ilişkilerinin zayıf kaldığı, kayıt dışı işletmelerinin 40 çokluğundan kaynaklandığını belirtiyor. Zaten çocuk işçilerin çoğunluğu da kayıt dışı alanlarda çok düşük ücretle çalışıyor.
Suriyeli çocuk işçilerin gelmesiyle birlikte ücretlerin günlük 10-20 lira aralığına gerilediği, hatta bu rakamlardan daha aşağıya, karın tokluğuna bile çalışanların olduğu söyleniyor.
Çalışma yaşamının kanayan yarası çocuk işçiliği arz ve talepten 4 ötürü bir türlü 45 önlenemiyor, önlenecek gibi de değil. Denetimler caydırıcı olmuyor. Emek sömürücüleri bildiğini okurcasına çocuk işçi çalıştırmaya devam ediyor. Zihinsel, sosyal, fiziksel ve psikolojik gelişimlerine zarar veren, çok düşük ücretlerle, zehirli ürünlerle yakın temas içinde, tehlikeli ortamlarda uzun süre çalışan çocukların yeri tarla ve atölyeler değil, okul sıraları, parklar ve sokakta arkadaşlarının yanıdır.
1 istismar: sömürme ( Ausbeutung)
2 suiistimal: görev, yetki vb.ni kötüye kullanma
3 işyerlerinde: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist iş yerlerinde.
4 arz ve talep: Üreticinin piyasaya mal çıkarması ve tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları, sunu ve istem ( Angebot und Nachfrage).
Klausurteil A: Aufgabe 2 b)
Kendi blog sayfanız için, satın aldıkları ürünün çocuk işçiler tarafından üretilip üretilmediğine önem vermeyen tüketicilere hitap eden ve onları bu konuda bilinçlendirmeyi amaçlayan bir blog yazısı kaleme alınız. [15 Punkte]
Aufgabe HT 3 - Aufgabe 3 · Sprachmittlung Deutsch → Türkisch
Klausurteil A
Şükrü Karaman
Çocuk işçi gerçeğimiz
Çocuk işçiler sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yanında, tezgâh başında, kırsalda ve kentte üretim alanında emek harcamak zorunda kalıyorlar.
Okul sıralarında olması gerekirken, ya eğitim olanaksızlıklarından ya da aile bütçesine katkı sağlamaktan minik bedenleriyle çalışıyor, üretiyor çocuk emekçiler. Minik 5 emekçilerin sayısı önlenemediği gibi, giderek artıyor. Neredeyse çocuk işçi çalıştırmak olağan hale geldi.
ILO’nun verilerine göre...
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre, dünyada 168 milyon çocuk işçi küçücük bedenleriyle ağır işlerin altından kalkmaya çalışıyor. Türkiye İstatistik 10 Kurumu’nun (TÜİK) araştırmaları Türkiye’de 6-17 yaş grubunda çalışan 893 bin çocuğun varlığını ortaya koyuyor. Veriler, korkunç ve düşündürücü gerçeği gözler önüne seriyor. Okula başlama çağındaki çocuklar ders ve sokak yerine atölyelere, tarlaya gidiyor. Altı yaşında daha çocukluğunu yaşayamadan kendini bir anda çalışma hayatında buluyor.
Suriyeli çocuk işçiler
15 Suriyelilerin gelmesiyle birlikte bu sayı daha da arttı. Aileleri gibi ülkenin her yerinde görülen Suriyeli çocuk işçiler, Türk akranları gibi tarımda, tekstilde, oto tamir atölyelerinde dikkat çekiyor. Bu nasıl vicdan, nasıl bir sağduyudan yoksunluk, nasıl bir insanlık, nasıl bir analık babalık? Altı yaşındaki çocuk nasıl çalışmaya zorlanır, ondan nasıl iş beklenir? Bu yaştaki çocuk hangi vicdan ölçüleri içinde çalışmaya gönderilir? Ne kadar yakınılırsa 20 yakınılsın, çocuk işçiliği dünyanın ve Türkiye’nin önlenemeyen kanayan yarası, acı gerçeği. Çocuk işçiler eğitim hakkından yoksun kaldığı gibi, fiziksel ve psikolojik gelişimin yavaşlaması, işe bağlı sakatlık, fiziksel zarar, istismar 1, suiistimal 2 ve ihmal gibi sorunlarla karşılaşıyor.
Temeli yoksulluk
25 Minik emekçiler iş öğrensin, aile bütçesine katkıda bulunsun diye gönderildikleri işyerlerinde 3 bedenleri ağır travmaya karşı koymaya çalışıyor, yeri geliyor tacize uğruyor, yeri geliyor aşağılanıyor, onuru ile oynanıyor.
Çocuk işçiliğinin temelinde yoksulluk başı çekiyor. Türkiye’de daimi olarak yoksulluk eşiğinde olan 17 milyon kişinin yarısı çocuklardan oluşuyor. Yoksul aileler çocuklarını aile 30 bütçesine sözüm ona katkı sağlasın diye okula değil, çalışmaya gönderiyor. Ülkemizdeki yaklaşık 1 milyon çocuk işçinin büyük çoğunluğu minik bedenlerine hiç ama hiç uygun olmayan, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılıyor. Yine yaklaşık 400 bin çocuk, mevsimlik ve gezici tarım işçiliği yaparak aylar boyunca okullarından ve evlerinden uzakta yaşamını sürdürüyor.
35 Çocuk işçi cenneti!
Türkiye’de mevcut çocuk işçiliği sorunu 1.5 milyona yakın Suriyeli çocuğun savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınmasıyla daha da arttı, içinden çıkılmaz hale geldi. Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin katılımıyla mevsimlik gezici tarım işleri tam bir çocuk işçi cenneti. ILO, çocuk işçiliğinin işçi-işveren ilişkilerinin zayıf kaldığı, kayıt dışı işletmelerinin 40 çokluğundan kaynaklandığını belirtiyor. Zaten çocuk işçilerin çoğunluğu da kayıt dışı alanlarda çok düşük ücretle çalışıyor.
Suriyeli çocuk işçilerin gelmesiyle birlikte ücretlerin günlük 10-20 lira aralığına gerilediği, hatta bu rakamlardan daha aşağıya, karın tokluğuna bile çalışanların olduğu söyleniyor.
Çalışma yaşamının kanayan yarası çocuk işçiliği arz ve talepten 4 ötürü bir türlü 45 önlenemiyor, önlenecek gibi de değil. Denetimler caydırıcı olmuyor. Emek sömürücüleri bildiğini okurcasına çocuk işçi çalıştırmaya devam ediyor. Zihinsel, sosyal, fiziksel ve psikolojik gelişimlerine zarar veren, çok düşük ücretlerle, zehirli ürünlerle yakın temas içinde, tehlikeli ortamlarda uzun süre çalışan çocukların yeri tarla ve atölyeler değil, okul sıraları, parklar ve sokakta arkadaşlarının yanıdır.
1 istismar: sömürme ( Ausbeutung)
2 suiistimal: görev, yetki vb.ni kötüye kullanma
3 işyerlerinde: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist iş yerlerinde.
4 arz ve talep: Üreticinin piyasaya mal çıkarması ve tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları, sunu ve istem ( Angebot und Nachfrage).
Klausurteil B: Sprachmittlung isoliert
3. Kuzeniniz Aydın Sosyal Bilim Lisesi’nde son sınıf öğrencisidir ve Sosyoloji dersi için, Kovid-19 salgını döneminde uzaktan eğitimin okul yaşamını nasıl etkilediğini konu alan bir sunum hazırlıyor. Türkiye’de ve çevresinde bu etkilenmenin farklı biçimlerde yaşandığını gözlemleyen kuzeniniz, Türkiye’deki öğrencilerin durumunu Almanya’dakilerle kıyaslamak istiyor. Bu konuda bulduğunuz metnin ana hatlarını özetleyerek kuzeninize bir e-posta aracılığıyla aktarınız.
[18 Punkte]
Dieter Eckert
Die Corona-Krise ist eine Bedrohung für Bildungsgerechtigkeit und Chancengleichheit junger Menschen
[...]
Was bedeutet die Corona-Krise für junge Menschen?
Schulen sind fast vollständig geschlossen, es bestehen zu wenige Möglichkeiten zur Teilnahme an der Notbetreuung, Ausgangsbeschränkungen werden weitergeführt und damit das Treffen mit Freunden oder der Besuch von Vereinen verhindert. Solche Veränderungen zwingen junge Menschen in den totalen häuslichen Rückzug. Ihre zentralen Entwicklungsthemen wie psychische Gesundheit, Lernmotivation, soziales Miteinander, vorurteilsfreie Begegnung, Leben und Erleben von Demokratie aber auch der Umgang mit (Existenz-)Ängsten drohen sich in dieser Zeit der Corona-Krise zu verschärfen. Das bisherige Familienleben verändert sich. In vielen Fällen wird es bestimmt durch das Homeoffice der Eltern und das verpflichtende Homeschooling ihrer Kinder. Alle sind jetzt erstmalig gefordert, ein selbst organisiertes Lernsystem aufzubauen.
Alleinerziehende, armutsgefährdete, finanziell arme und benachteiligte oder pflegende Familien erfahren zusätzliche Belastungen mit der Gefahr einer weiteren Überforderung. Kinderbetreuung bei gleichzeitiger beruflicher Tätigkeit kann in Familien zu Krisen und Konflikten führen. Eltern fühlen sich mit den Anforderungen der Schule vielfach überfordert; sie können und wollen keine Ersatzlehrer*innen sein oder fremdeln mit den neuen Techniken.
Der schulische Unterricht wurde weitgehend als Fernunterricht auf elektronische Kommunikationsformen umgestellt. Doch die Voraussetzungen und die Zugänge sind für Kinder und Jugendliche je nach ihrer sozialer Herkunft und ihren materiellen Voraussetzungen sehr unterschiedlich. Insbesondere ärmeren Schülerinnen und Schülern fehlt oft eine vernünftige Ausstattung mit Computern und Druckern, um zu Hause lernen zu können. Sie drohen ausgegrenzt zu werden, sie bleiben sprichwörtlich draußen vor der „digitalen“ Tür stehen.
Es ist zu befürchten, dass sich unter diesen aktuellen Bedingungen bestehende soziale Benachteiligungen verschärfen und die Bildungsgerechtigkeit darunter leidet.
[...] Die Stimmen werden immer lauter, dass zu viele Kinder Verlierer des Shutdown werden könnten – denn geschlossene Schulen vergrößern die soziale Spaltung in der Bildung! [...] Fehlende bzw. unzureichende familiäre und digitale Unterstützungsmöglichkeiten, fehlende bzw. eingeschränkte schulische Lernmöglichkeiten, fehlende Sozialkontakte mit Gleichaltrigen, eine fehlende alltägliche deutsche Sprachpraxis sowie weitere Einschränkungen sind hinderliche strukturelle Rahmenbedingungen für die Persönlichkeitsentwicklung und damit für die Bildungsgerechtigkeit von Kindern und Jugendlichen. Diese Begrenzungen vergrößern für sozial benachteiligte oder beeinträchtigte Schüler*innen die soziale Ungleichheit in Bezug auf Lernen und Bildung im Vergleich zu Kindern aus privilegierten Elternhäusern. Ungünstige Voraussetzungen drohen sich zu multiplizieren. Bildungsgerechtigkeit sieht anders aus!
[...]
Es geht um mehr Bildungsgerechtigkeit insbesondere für jene Kinder und Jugendlichen, die aus benachteiligten Haushalten kommen. Ungleiche Zugangschancen zum schulischen Lernen und das Leben in Zeiten geschlossener Schulen und Ausgangsbeschränkungen verstärken Benachteiligungen und erhöhen die Gefahr des Abgehängt Werdens insbesondere benachteiligter Kinder und Jugendlicher.
Neben den strukturellen Lösungen auf Bundes- und Länderebene sind die Kommunen gefordert gemeinsam mit Schulen, Schulträgern und unter Einbezug der Kinder- und Jugendhilfe Lösungen für gute digitale Bildungskonzepte vor Ort und passende Vorschläge zur Vermeidung von Bildungsungleichheit zu entwickeln. Bund, Länder, Kommunen und Schulen sind aufgefordert, die hierfür förderlichen Rahmenbedingungen bereitzustellen, auszubauen und umzusetzen.
[...]
Du kannst auch nach Themen lernen
Übe ein Thema mit gemischten Aufgaben aus den Prüfungen aller Jahre.
- Stellungnahme und Kommentar (Değerlendiriniz) · 32 Aufgaben · 95 % Wahrscheinlichkeit
- Sprachmittlung Deutsch → Türkisch · 32 Aufgaben · 95 % Wahrscheinlichkeit
- Adressatenbezogenes Schreiben: Leserbrief, Blog, Brief, Artikel · 29 Aufgaben · 95 % Wahrscheinlichkeit
- Analyse nicht-literarischer Texte (Argumentation und Darstellung) · 18 Aufgaben · 95 % Wahrscheinlichkeit
- Analyse literarischer Texte (Figuren, Erzählweise, Sprache) · 14 Aufgaben · 95 % Wahrscheinlichkeit
- Textverständnis: Inhalte wiedergeben (Özetleyiniz) · 16 Aufgaben · 60 % Wahrscheinlichkeit
Andere Prüfungen 2021
GK · Haupttermin · fortgeführt (2021) · GK · Haupttermin · neu einsetzend (2021) · LK · Haupttermin · fortgeführt (2021)