Abitur NRW Türkisch 2022 · GK · Haupttermin · neu einsetzend

Abiturprüfung Türkisch in Nordrhein-Westfalen 2022, GK · Haupttermin · neu einsetzend: 9 Aufgaben mit Lösungen. Mit automatischer Korrektur.

Themen der Prüfung: Analyse literarischer Texte (Figuren, Erzählweise, Sprache) · Analyse nicht-literarischer Texte (Argumentation und Darstellung) · Stellungnahme und Kommentar (Değerlendiriniz) · Adressatenbezogenes Schreiben: Leserbrief, Blog, Brief, Artikel · Sprachmittlung Deutsch → Türkisch

Aufgabe HT 1 - Aufgabe 1 · Analyse nicht-literarischer Texte (Argumentation und Darstellung)

Klausurteil A

Gülse Birsel

Neden gidiyorlar?

KAFAMI son yıllarda çok kurcalayan bir konu bu. Bu ülkede doğmuş, büyümüş bir

insanın başka bir memlekette hayat kurma, geleceğini orada görme sebebi ne olabilir?

Yokluk-yoksulluk sebepli göçmenlik olabilir, aşk olabilir, çok avantajlı bir iş teklifi

olabilir, Türkiye’de çalıştığı sektörde iş bulamayıp gitmek olabilir, bizde olmayan bir

5 alanda uzmansanız (sözgelimi ejiptologsanız 1) olabilir, bu ülkede bir suç işlediyseniz

kaçmak için olabilir; ender de olsa başka bir ülkenin doğasına, kültürüne, yaşam tarzına

vurulmak (Hindistan’a yerleşip kendini yogaya vermek gibi) olabilir, yüksek bir bilim

adamıysanız imkân yetersizliği ya da başka ülkenin o konudaki istisnai imkânları olabilir.

Bunlar yıllardır bilinen, görülen sebepler. Siyaset sebebiyle özgür hissetmemek de 12 Eylül

10 döneminde 2 ve sonra da gördüğümüz başka bir sebep örneğin.

Ama son yıllarda ortaya çıkan, belki hepsinden daha vahim başka bir sebep var.

Çevremdeki iyi yetişmiş gençlerin endişelerine, Amerika’da karşılaştığım başarılı Türklerin

görüşüne bakarsak artık bizim ülkemizde “hak eden insanın hak ettiği yere

gelemeyeceği” korkusu büyümekte! Alın size yepyeni bir beyin göçü sebebi!

15 Ki belki ekonomik sıkıntılardan, yaşam standardının düşüklüğünden, işsizlikten, yani

yıllardır gördüğümüz “gurbet” sebeplerinden en korkuncu da bu!

“Ben şuralarda okudum, şu konuda uzman oldum ama Türkiye’de benim onda birim kadar

kalifiye olmayan, sadece birinin yakını veya siyasi otoriteyle bağlantılı bir genç benim

pozisyonumu çalacaktır” bu endişeyi özetleyen cümle.

20 Bu devletin öğretmeninden mühendisine parlak, yetişmiş insanlara ihtiyacı var. Oysa o

parlak ve yetişmiş insanların, devlet tarafından tercih edileceklerine hiç inançları yok!

Devlete alımların artık objektif sınavlar değil (yaşam tarzı, siyasi görüş ve dindarlık

derecesi üzerine soruların yer aldığı) mülakatlarla yapıldığı bir sisteme dönüşüyoruz.

Bu endişeyi yersiz bulabilir miyiz?

25 Özel sektöre gelince, devletin-hükümetin artık burada da daha müdahaleci ve etkin

olduğuna, fırsat eşitliğinin eskisi gibi olamayacağına dair bir korku var.

Özetle iyi eğitim, çalışkanlık, zekâ, iş bilirlik artık Türkiye’de geçer akçe 3 değil. Belli

çevrelerin yakını ve/veya belli bir görüşten olmak önemli kriter hatta devletin bazı

alanlarında çalışabilmek için belli dini gruplarla yakınlık şart fikri hâkim.

30 Bu yepyeni bir endişe, yepyeni bir problemdir. “Ekonomi durgun”, “Yurtdışında

daha iyi para kazanırım”, “Bizde o sektör daha gelişmedi” gibi beyin göçü

sebeplerinin hepsini kenarda bırakacak kadar da vahimdir. Yarın dünyanın en büyük

ekonomisi, en gelişmiş bilim-tasarım-inovasyon merkezi bile olsak “fırsat eşitliği”nin

olmadığı kanısı bu memlekette gelecek kurma ümidini bitirir! En şahane çocuklarımız

35 birer birer gider, biz de onların başka ülkelerdeki başarılarını medyadan takip ederiz!

Yakın ve orta vadeli geleceğimiz için en büyük tehlike doların bilmem kaç lira olması

değil, budur.

1 ejiptolog: Antik Mısır ve Mısır’ın tarihi konularını inceleyen bilim insanı ( Ägyptologe/Ägyptologin).

2 12 Eylül 1980: Türkiye’nin üçüncü askerî darbesidir; yaklaşık dokuz yıl süren bu dönemde Anayasa kaldırılır ve Türkiye siyaseti yeniden tasarlanmaya başlanır; toplumu derinden yaralamış, günümüze kadar sorgulanan bir dönemdir ( Militärputsch).

3 geçer akçe değil: burada:... Türkiye’de değersiz hale geldi.

Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert

1. Gülse Birsel'in “Neden gidiyorlar?” başlıklı metninde ortaya koyduğu düşünceleri özetleyiniz ve yazarın kendi görüşünü temellendirirken nasıl bir yöntem uyguladığını, metnin yapısından ve dilsel özelliklerinden yola çıkarak inceleyiniz.

[26 Punkte]

Aufgabe HT 1 - Aufgabe 2a · Stellungnahme und Kommentar (Değerlendiriniz)

Klausurteil A

Gülse Birsel

Neden gidiyorlar?

KAFAMI son yıllarda çok kurcalayan bir konu bu. Bu ülkede doğmuş, büyümüş bir

insanın başka bir memlekette hayat kurma, geleceğini orada görme sebebi ne olabilir?

Yokluk-yoksulluk sebepli göçmenlik olabilir, aşk olabilir, çok avantajlı bir iş teklifi

olabilir, Türkiye’de çalıştığı sektörde iş bulamayıp gitmek olabilir, bizde olmayan bir

5 alanda uzmansanız (sözgelimi ejiptologsanız 1) olabilir, bu ülkede bir suç işlediyseniz

kaçmak için olabilir; ender de olsa başka bir ülkenin doğasına, kültürüne, yaşam tarzına

vurulmak (Hindistan’a yerleşip kendini yogaya vermek gibi) olabilir, yüksek bir bilim

adamıysanız imkân yetersizliği ya da başka ülkenin o konudaki istisnai imkânları olabilir.

Bunlar yıllardır bilinen, görülen sebepler. Siyaset sebebiyle özgür hissetmemek de 12 Eylül

10 döneminde 2 ve sonra da gördüğümüz başka bir sebep örneğin.

Ama son yıllarda ortaya çıkan, belki hepsinden daha vahim başka bir sebep var.

Çevremdeki iyi yetişmiş gençlerin endişelerine, Amerika’da karşılaştığım başarılı Türklerin

görüşüne bakarsak artık bizim ülkemizde “hak eden insanın hak ettiği yere

gelemeyeceği” korkusu büyümekte! Alın size yepyeni bir beyin göçü sebebi!

15 Ki belki ekonomik sıkıntılardan, yaşam standardının düşüklüğünden, işsizlikten, yani

yıllardır gördüğümüz “gurbet” sebeplerinden en korkuncu da bu!

“Ben şuralarda okudum, şu konuda uzman oldum ama Türkiye’de benim onda birim kadar

kalifiye olmayan, sadece birinin yakını veya siyasi otoriteyle bağlantılı bir genç benim

pozisyonumu çalacaktır” bu endişeyi özetleyen cümle.

20 Bu devletin öğretmeninden mühendisine parlak, yetişmiş insanlara ihtiyacı var. Oysa o

parlak ve yetişmiş insanların, devlet tarafından tercih edileceklerine hiç inançları yok!

Devlete alımların artık objektif sınavlar değil (yaşam tarzı, siyasi görüş ve dindarlık

derecesi üzerine soruların yer aldığı) mülakatlarla yapıldığı bir sisteme dönüşüyoruz.

Bu endişeyi yersiz bulabilir miyiz?

25 Özel sektöre gelince, devletin-hükümetin artık burada da daha müdahaleci ve etkin

olduğuna, fırsat eşitliğinin eskisi gibi olamayacağına dair bir korku var.

Özetle iyi eğitim, çalışkanlık, zekâ, iş bilirlik artık Türkiye’de geçer akçe 3 değil. Belli

çevrelerin yakını ve/veya belli bir görüşten olmak önemli kriter hatta devletin bazı

alanlarında çalışabilmek için belli dini gruplarla yakınlık şart fikri hâkim.

30 Bu yepyeni bir endişe, yepyeni bir problemdir. “Ekonomi durgun”, “Yurtdışında

daha iyi para kazanırım”, “Bizde o sektör daha gelişmedi” gibi beyin göçü

sebeplerinin hepsini kenarda bırakacak kadar da vahimdir. Yarın dünyanın en büyük

ekonomisi, en gelişmiş bilim-tasarım-inovasyon merkezi bile olsak “fırsat eşitliği”nin

olmadığı kanısı bu memlekette gelecek kurma ümidini bitirir! En şahane çocuklarımız

35 birer birer gider, biz de onların başka ülkelerdeki başarılarını medyadan takip ederiz!

Yakın ve orta vadeli geleceğimiz için en büyük tehlike doların bilmem kaç lira olması

değil, budur.

1 ejiptolog: Antik Mısır ve Mısır’ın tarihi konularını inceleyen bilim insanı ( Ägyptologe/Ägyptologin).

2 12 Eylül 1980: Türkiye’nin üçüncü askerî darbesidir; yaklaşık dokuz yıl süren bu dönemde Anayasa kaldırılır ve Türkiye siyaseti yeniden tasarlanmaya başlanır; toplumu derinden yaralamış, günümüze kadar sorgulanan bir dönemdir ( Militärputsch).

3 geçer akçe değil: burada:... Türkiye’de değersiz hale geldi.

Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert

2. Aşağıdaki görevlerden yalnızca birini seçip yanıtlayınız.

a)

Yazarın beyin göçü konusundaki düşüncesini, kendi yaşam deneyimlerinizden ve derste edindiğiniz bilgilerden yararlanarak değerlendiriniz.

[16 Punkte]

Aufgabe HT 1 - Aufgabe 2b · Adressatenbezogenes Schreiben: Leserbrief, Blog, Brief, Artikel

Klausurteil A

Gülse Birsel

Neden gidiyorlar?

KAFAMI son yıllarda çok kurcalayan bir konu bu. Bu ülkede doğmuş, büyümüş bir

insanın başka bir memlekette hayat kurma, geleceğini orada görme sebebi ne olabilir?

Yokluk-yoksulluk sebepli göçmenlik olabilir, aşk olabilir, çok avantajlı bir iş teklifi

olabilir, Türkiye’de çalıştığı sektörde iş bulamayıp gitmek olabilir, bizde olmayan bir

5 alanda uzmansanız (sözgelimi ejiptologsanız 1) olabilir, bu ülkede bir suç işlediyseniz

kaçmak için olabilir; ender de olsa başka bir ülkenin doğasına, kültürüne, yaşam tarzına

vurulmak (Hindistan’a yerleşip kendini yogaya vermek gibi) olabilir, yüksek bir bilim

adamıysanız imkân yetersizliği ya da başka ülkenin o konudaki istisnai imkânları olabilir.

Bunlar yıllardır bilinen, görülen sebepler. Siyaset sebebiyle özgür hissetmemek de 12 Eylül

10 döneminde 2 ve sonra da gördüğümüz başka bir sebep örneğin.

Ama son yıllarda ortaya çıkan, belki hepsinden daha vahim başka bir sebep var.

Çevremdeki iyi yetişmiş gençlerin endişelerine, Amerika’da karşılaştığım başarılı Türklerin

görüşüne bakarsak artık bizim ülkemizde “hak eden insanın hak ettiği yere

gelemeyeceği” korkusu büyümekte! Alın size yepyeni bir beyin göçü sebebi!

15 Ki belki ekonomik sıkıntılardan, yaşam standardının düşüklüğünden, işsizlikten, yani

yıllardır gördüğümüz “gurbet” sebeplerinden en korkuncu da bu!

“Ben şuralarda okudum, şu konuda uzman oldum ama Türkiye’de benim onda birim kadar

kalifiye olmayan, sadece birinin yakını veya siyasi otoriteyle bağlantılı bir genç benim

pozisyonumu çalacaktır” bu endişeyi özetleyen cümle.

20 Bu devletin öğretmeninden mühendisine parlak, yetişmiş insanlara ihtiyacı var. Oysa o

parlak ve yetişmiş insanların, devlet tarafından tercih edileceklerine hiç inançları yok!

Devlete alımların artık objektif sınavlar değil (yaşam tarzı, siyasi görüş ve dindarlık

derecesi üzerine soruların yer aldığı) mülakatlarla yapıldığı bir sisteme dönüşüyoruz.

Bu endişeyi yersiz bulabilir miyiz?

25 Özel sektöre gelince, devletin-hükümetin artık burada da daha müdahaleci ve etkin

olduğuna, fırsat eşitliğinin eskisi gibi olamayacağına dair bir korku var.

Özetle iyi eğitim, çalışkanlık, zekâ, iş bilirlik artık Türkiye’de geçer akçe 3 değil. Belli

çevrelerin yakını ve/veya belli bir görüşten olmak önemli kriter hatta devletin bazı

alanlarında çalışabilmek için belli dini gruplarla yakınlık şart fikri hâkim.

30 Bu yepyeni bir endişe, yepyeni bir problemdir. “Ekonomi durgun”, “Yurtdışında

daha iyi para kazanırım”, “Bizde o sektör daha gelişmedi” gibi beyin göçü

sebeplerinin hepsini kenarda bırakacak kadar da vahimdir. Yarın dünyanın en büyük

ekonomisi, en gelişmiş bilim-tasarım-inovasyon merkezi bile olsak “fırsat eşitliği”nin

olmadığı kanısı bu memlekette gelecek kurma ümidini bitirir! En şahane çocuklarımız

35 birer birer gider, biz de onların başka ülkelerdeki başarılarını medyadan takip ederiz!

Yakın ve orta vadeli geleceğimiz için en büyük tehlike doların bilmem kaç lira olması

değil, budur.

1 ejiptolog: Antik Mısır ve Mısır’ın tarihi konularını inceleyen bilim insanı ( Ägyptologe/Ägyptologin).

2 12 Eylül 1980: Türkiye’nin üçüncü askerî darbesidir; yaklaşık dokuz yıl süren bu dönemde Anayasa kaldırılır ve Türkiye siyaseti yeniden tasarlanmaya başlanır; toplumu derinden yaralamış, günümüze kadar sorgulanan bir dönemdir ( Militärputsch).

3 geçer akçe değil: burada:... Türkiye’de değersiz hale geldi.

Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert

2. Aşağıdaki sorulardan yalnızca birini seçip yanıtlayınız.

b)

Metni okurken özellikle “Bu endişeyi yersiz bulabilir miyiz?” (Z. 24) sorusu ilginizi çekti ve yazara yanıt vermek istediniz. Kendi yaşantınızı ve derste öğrendiklerinizi temel alarak bir okur mektubu yazınız.

[16 Punkte]

Aufgabe HT 1 - Aufgabe 3 · Sprachmittlung Deutsch → Türkisch

Klausurteil A

Gülse Birsel

Neden gidiyorlar?

KAFAMI son yıllarda çok kurcalayan bir konu bu. Bu ülkede doğmuş, büyümüş bir

insanın başka bir memlekette hayat kurma, geleceğini orada görme sebebi ne olabilir?

Yokluk-yoksulluk sebepli göçmenlik olabilir, aşk olabilir, çok avantajlı bir iş teklifi

olabilir, Türkiye’de çalıştığı sektörde iş bulamayıp gitmek olabilir, bizde olmayan bir

5 alanda uzmansanız (sözgelimi ejiptologsanız 1) olabilir, bu ülkede bir suç işlediyseniz

kaçmak için olabilir; ender de olsa başka bir ülkenin doğasına, kültürüne, yaşam tarzına

vurulmak (Hindistan’a yerleşip kendini yogaya vermek gibi) olabilir, yüksek bir bilim

adamıysanız imkân yetersizliği ya da başka ülkenin o konudaki istisnai imkânları olabilir.

Bunlar yıllardır bilinen, görülen sebepler. Siyaset sebebiyle özgür hissetmemek de 12 Eylül

10 döneminde 2 ve sonra da gördüğümüz başka bir sebep örneğin.

Ama son yıllarda ortaya çıkan, belki hepsinden daha vahim başka bir sebep var.

Çevremdeki iyi yetişmiş gençlerin endişelerine, Amerika’da karşılaştığım başarılı Türklerin

görüşüne bakarsak artık bizim ülkemizde “hak eden insanın hak ettiği yere

gelemeyeceği” korkusu büyümekte! Alın size yepyeni bir beyin göçü sebebi!

15 Ki belki ekonomik sıkıntılardan, yaşam standardının düşüklüğünden, işsizlikten, yani

yıllardır gördüğümüz “gurbet” sebeplerinden en korkuncu da bu!

“Ben şuralarda okudum, şu konuda uzman oldum ama Türkiye’de benim onda birim kadar

kalifiye olmayan, sadece birinin yakını veya siyasi otoriteyle bağlantılı bir genç benim

pozisyonumu çalacaktır” bu endişeyi özetleyen cümle.

20 Bu devletin öğretmeninden mühendisine parlak, yetişmiş insanlara ihtiyacı var. Oysa o

parlak ve yetişmiş insanların, devlet tarafından tercih edileceklerine hiç inançları yok!

Devlete alımların artık objektif sınavlar değil (yaşam tarzı, siyasi görüş ve dindarlık

derecesi üzerine soruların yer aldığı) mülakatlarla yapıldığı bir sisteme dönüşüyoruz.

Bu endişeyi yersiz bulabilir miyiz?

25 Özel sektöre gelince, devletin-hükümetin artık burada da daha müdahaleci ve etkin

olduğuna, fırsat eşitliğinin eskisi gibi olamayacağına dair bir korku var.

Özetle iyi eğitim, çalışkanlık, zekâ, iş bilirlik artık Türkiye’de geçer akçe 3 değil. Belli

çevrelerin yakını ve/veya belli bir görüşten olmak önemli kriter hatta devletin bazı

alanlarında çalışabilmek için belli dini gruplarla yakınlık şart fikri hâkim.

30 Bu yepyeni bir endişe, yepyeni bir problemdir. “Ekonomi durgun”, “Yurtdışında

daha iyi para kazanırım”, “Bizde o sektör daha gelişmedi” gibi beyin göçü

sebeplerinin hepsini kenarda bırakacak kadar da vahimdir. Yarın dünyanın en büyük

ekonomisi, en gelişmiş bilim-tasarım-inovasyon merkezi bile olsak “fırsat eşitliği”nin

olmadığı kanısı bu memlekette gelecek kurma ümidini bitirir! En şahane çocuklarımız

35 birer birer gider, biz de onların başka ülkelerdeki başarılarını medyadan takip ederiz!

Yakın ve orta vadeli geleceğimiz için en büyük tehlike doların bilmem kaç lira olması

değil, budur.

1 ejiptolog: Antik Mısır ve Mısır’ın tarihi konularını inceleyen bilim insanı ( Ägyptologe/Ägyptologin).

2 12 Eylül 1980: Türkiye’nin üçüncü askerî darbesidir; yaklaşık dokuz yıl süren bu dönemde Anayasa kaldırılır ve Türkiye siyaseti yeniden tasarlanmaya başlanır; toplumu derinden yaralamış, günümüze kadar sorgulanan bir dönemdir ( Militärputsch).

3 geçer akçe değil: burada:... Türkiye’de değersiz hale geldi.

Klausurteil B: Sprachmittlung isoliert

3. Türkiye'deki arkadaşınız, çevresinde son yıllarda iyi eğitimli pek çok gencin çalışmak üzere yurtdışına gittiğini anlatır. Bu nedenle Almanya'da durumun nasıl olduğunu öğrenmek ister. Siz bu konuyla ilgili metni kısa süre önce okumuştunuz. Metnin içeriğini arkadaşınıza e-posta yazarak aktarınız. [18 Punkte]

Ausgangstext: Peter Ilg, „Auswanderer: Die Besten verlassen Deutschland“

[...]

Deutschland laufen hochqualifizierte Fachkräfte davon. Innerhalb des vergangenen Jahrzehnts waren es durchschnittlich und jährlich rund 180.000 Personen mit deutscher Staatsangehörigkeit. Etwa 130.000 kehrten wieder zurück. Netto gehen damit in jedem Jahr 50.000 Bürger verloren. Das sind Zahlen einer Studie des Bundesinstituts für Bevölkerungsforschung, kurz BiB.

[...]

Fachkräfte- und Nachwuchsmangel vor allem in naturwissenschaftlichen und technischen Berufen gefährdet nach Ansicht von Experten und Firmen die deutsche Wirtschaft. Wie es um den Fachkräftemangel allerdings tatsächlich bestellt ist, dazu gibt es immer wieder unterschiedliche Ansichten, vor allem, wenn es um Arbeitsbedingungen, Ausbildung und Einwanderung geht.

Für die Studie hat das BiB in Wiesbaden in Kooperation mit dem Institut für Soziologie an der Universität Duisburg-Essen gut 10.000 deutsche Staatsbürger im Alter zwischen 20 und 70 Jahren befragt, die zwischen Juli 2017 und Juni 2018 ins Ausland gezogen oder nach Deutschland zurückgekehrt sind.

Wir Deutschen sind der Studie zufolge international eine vergleichsweise mobile Bevölkerung: Die Auswanderungsrate von 5,1 Prozent ist höher als in vielen anderen Industrienationen, etwa der von US-Amerikanern mit 0,7 Prozent. Insgesamt leben gegenwärtig etwa vier Millionen Deutsche im Ausland, mit einem Anteil von zwei Dritteln die meisten aber nur temporär.

[...] Die Entscheidung, das Land für längere Zeit zu verlassen, geht meistens auf mehrere Gründe zurück, wobei der Beruf eine zentrale Rolle spielt. Knapp 60 Prozent nennen eigene berufliche Anreize bei der Entscheidung für ein Leben im Ausland, weitere etwa 30 Prozent geben den Beruf des Partners oder der Partnerin an. Nur ein knappes Fünftel gab Unzufriedenheit in Deutschland als Grund fürs Auswandern an.

Auswandern lohnt sich außerdem finanziell, denn der monatliche Nettoverdienst steigt sofort um fast 1.200 Euro an. Die Schweiz ist mit einem Anteil von 13 Prozent das wichtigste Zielland von deutschen Auswanderern. Dann folgen Österreich mit 8 und die USA mit 7 Prozent.

„Auswanderer bevorzugen Länder mit geringen Sprachbarrieren. Deshalb sind unsere beiden Nachbarländer und die englischsprachige USA so beliebt“, sagt Witte. [...]

Für Gabriel Felbermayr, Präsident des Instituts für Weltwirtschaft in Kiel liegt [...] ein Brain-drain vor, weil „wir in zehn Jahren eine halbe Million Leistungsträger verlieren“. Für eine Volkswirtschaft wie die deutsche, die stark auf gut ausgebildete Menschen angewiesen ist, sei das keine gute Nachricht. „Ausländische Einwanderer können das Minus nicht komplett ausgleichen, weil sie oft nicht ausreichend qualifiziert sind, es sprachliche und kulturelle Barrieren gibt, und sie vor allem selber häufig nach kurzem Aufenthalt wieder in ihre Heimatländer zurückgehen“, sagt Felbermayr. Das gelte vor allem für Hochqualifizierte.

[...]

Aufgabe HT 2 - Aufgabe 1 · Analyse literarischer Texte (Figuren, Erzählweise, Sprache)

Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert

Klausurteil A

Şinan Kaynakçı 1

BEN NASI 2 BÜYÜK ADAM OLUCAM 3

Görmezdim önümü görmezdim

Okudum yıllarca hep okudum

Okumaktan boynumu büktüm

Yoruldum

5 Bilmezdim adımı bilmezdim

Aradım her şehirde aradım

Koştum dere tepe aştım

Dolaştım

Kimin uğruna?

10 Ne uğruna?

Herkes köşesini kapmış

İyi ama ben nasıl büyük adam olucam?

Bir tek seni bana çok gördü dünya

İyiler bu savaşı kaybetmiş

15 Peki ben nasıl büyük adam olucam?

Kötü olmak seni geri getirir mi acaba?

Sevmezdim okulu sevmezdim

Okudum yıllarca hep okudum

Okumaktan boynumu büktüm

20 Yoruldum

Bilmezdim oyunu bilmezdim

Denedim her şekilde denedim

Denemekle olmadı zaten

Yenildim

25 Kimin uğruna?

Ne uğruna?

Herkes köşesini kapmış

İyi ama ben nasıl büyük adam olucam?

Bir tek seni bana çok gördü dünya

30 İyiler bu savaşı kaybetmiş

Peki ben nasıl büyük adam olucam?

Kötü olmak seni geri getirir mi acaba?

Ben nasıl büyük adam olucam?

Ben nasıl büyük adam olucam?

35 Ben nasıl büyük adam olucam?

1 Sinan Kaynakçı, alternatif rock türünde müzik yapan Pinhani adlı grubun üyesidir.

2 NASI: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist NASIL.

3 sözlü dil kullanımı

1. Lirik benin düşüncelerini ve içinde bulunduğu durumu betimleyiniz; ardından bunları yansıtan dilsel ve biçimsel özellikleri inceleyiniz. (25 Punkte)

Aufgabe HT 2 - Aufgabe 2a · Stellungnahme und Kommentar (Değerlendiriniz)

Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert

Klausurteil A

Şinan Kaynakçı 1

BEN NASI 2 BÜYÜK ADAM OLUCAM 3

Görmezdim önümü görmezdim

Okudum yıllarca hep okudum

Okumaktan boynumu büktüm

Yoruldum

5 Bilmezdim adımı bilmezdim

Aradım her şehirde aradım

Koştum dere tepe aştım

Dolaştım

Kimin uğruna?

10 Ne uğruna?

Herkes köşesini kapmış

İyi ama ben nasıl büyük adam olucam?

Bir tek seni bana çok gördü dünya

İyiler bu savaşı kaybetmiş

15 Peki ben nasıl büyük adam olucam?

Kötü olmak seni geri getirir mi acaba?

Sevmezdim okulu sevmezdim

Okudum yıllarca hep okudum

Okumaktan boynumu büktüm

20 Yoruldum

Bilmezdim oyunu bilmezdim

Denedim her şekilde denedim

Denemekle olmadı zaten

Yenildim

25 Kimin uğruna?

Ne uğruna?

Herkes köşesini kapmış

İyi ama ben nasıl büyük adam olucam?

Bir tek seni bana çok gördü dünya

30 İyiler bu savaşı kaybetmiş

Peki ben nasıl büyük adam olucam?

Kötü olmak seni geri getirir mi acaba?

Ben nasıl büyük adam olucam?

Ben nasıl büyük adam olucam?

35 Ben nasıl büyük adam olucam?

1 Sinan Kaynakçı, alternatif rock türünde müzik yapan Pinhani adlı grubun üyesidir.

2 NASI: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist NASIL.

3 sözlü dil kullanımı

2. Aşağıda verilen sorulardan yalnızca birini seçip cevaplayınız.

a)

Adam olmak deyimini, kendi yaşam deneyimlerinizden hareketle, metnin bütününü ve derste edindiğiniz bilgileri göz önünde bulundurarak değerlendiriniz. (17 Punkte)

Aufgabe HT 2 - Aufgabe 2b · Adressatenbezogenes Schreiben: Leserbrief, Blog, Brief, Artikel

Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert

Klausurteil A

Şinan Kaynakçı 1

BEN NASI 2 BÜYÜK ADAM OLUCAM 3

Görmezdim önümü görmezdim

Okudum yıllarca hep okudum

Okumaktan boynumu büktüm

Yoruldum

5 Bilmezdim adımı bilmezdim

Aradım her şehirde aradım

Koştum dere tepe aştım

Dolaştım

Kimin uğruna?

10 Ne uğruna?

Herkes köşesini kapmış

İyi ama ben nasıl büyük adam olucam?

Bir tek seni bana çok gördü dünya

İyiler bu savaşı kaybetmiş

15 Peki ben nasıl büyük adam olucam?

Kötü olmak seni geri getirir mi acaba?

Sevmezdim okulu sevmezdim

Okudum yıllarca hep okudum

Okumaktan boynumu büktüm

20 Yoruldum

Bilmezdim oyunu bilmezdim

Denedim her şekilde denedim

Denemekle olmadı zaten

Yenildim

25 Kimin uğruna?

Ne uğruna?

Herkes köşesini kapmış

İyi ama ben nasıl büyük adam olucam?

Bir tek seni bana çok gördü dünya

30 İyiler bu savaşı kaybetmiş

Peki ben nasıl büyük adam olucam?

Kötü olmak seni geri getirir mi acaba?

Ben nasıl büyük adam olucam?

Ben nasıl büyük adam olucam?

35 Ben nasıl büyük adam olucam?

1 Sinan Kaynakçı, alternatif rock türünde müzik yapan Pinhani adlı grubun üyesidir.

2 NASI: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist NASIL.

3 sözlü dil kullanımı

2. Aşağıda verilen sorulardan yalnızca birini seçip yanıtlayınız.

b)

Pinhani’nin resmi web sitesinde e-posta gönderebileceğiniz yaz@pinhani.com adresini gördünüz ve grubun üyelerine, şarkının günümüz gençlerinin yaşam gerçekliğini ne ölçüde yansıttığı konusundaki görüşlerinizi bu yolla aktarmak istediniz. Bu e-postayı kendi hayatınızdan yola çıkarak, metnin bütününü ve derste öğrendiklerinizi göz önünde bulundurarak yazınız. (17 Punkte)

Aufgabe HT 2 - Aufgabe 3 · Sprachmittlung Deutsch → Türkisch

Klausurteil A

Şinan Kaynakçı 1

BEN NASI 2 BÜYÜK ADAM OLUCAM 3

Görmezdim önümü görmezdim

Okudum yıllarca hep okudum

Okumaktan boynumu büktüm

Yoruldum

5 Bilmezdim adımı bilmezdim

Aradım her şehirde aradım

Koştum dere tepe aştım

Dolaştım

Kimin uğruna?

10 Ne uğruna?

Herkes köşesini kapmış

İyi ama ben nasıl büyük adam olucam?

Bir tek seni bana çok gördü dünya

İyiler bu savaşı kaybetmiş

15 Peki ben nasıl büyük adam olucam?

Kötü olmak seni geri getirir mi acaba?

Sevmezdim okulu sevmezdim

Okudum yıllarca hep okudum

Okumaktan boynumu büktüm

20 Yoruldum

Bilmezdim oyunu bilmezdim

Denedim her şekilde denedim

Denemekle olmadı zaten

Yenildim

25 Kimin uğruna?

Ne uğruna?

Herkes köşesini kapmış

İyi ama ben nasıl büyük adam olucam?

Bir tek seni bana çok gördü dünya

30 İyiler bu savaşı kaybetmiş

Peki ben nasıl büyük adam olucam?

Kötü olmak seni geri getirir mi acaba?

Ben nasıl büyük adam olucam?

Ben nasıl büyük adam olucam?

35 Ben nasıl büyük adam olucam?

1 Sinan Kaynakçı, alternatif rock türünde müzik yapan Pinhani adlı grubun üyesidir.

2 NASI: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist NASIL.

3 sözlü dil kullanımı

Klausurteil B: Sprachmittlung isoliert

3. Türkiye’de yaşayan kuzininiz kısa süre önce okuluna İŞKUR’un iş ve meslek danışmanlarının geldiğini ve görüşmeler yapıldığını size anlatır. Bunun üzerine Almanya’daki okullarda sunulan meslek seçimi destek hizmetlerini öğrenmek ister. Bu hizmetlere örnek olarak aşağıdaki metni buldunuz. Kuzininizin bilmek istediği konuyu ona bir e-postayla aktarınız.

[18 Punkte]

Allgemeine Informationen zum Berufsorientierungsprogramm

[...]

Viele Schülerinnen und Schüler beschäftigen sich im Berufsorientierungsprogramm (BOP) zum ersten Mal mit der Frage: „Was will ich später beruflich machen?“ Genau das ist das Ziel des Programms: die jungen Menschen anregen, sich mit dem Thema auseinanderzusetzen. Dies geschieht nicht im stillen Kämmerlein, sondern in echten Werkstätten. Hier können die Jugendlichen austesten, worin sie gut sind und was ihnen Spaß macht.

Bei ihrer Teilnahme am BOP entwickeln viele Jugendliche Ideen, in welche berufliche Richtung sie einmal gehen möchten – und was das passende Praktikum für sie wäre. Und zwar nicht, weil der Praktikumsbetrieb um die Ecke von Zuhause liegt – sondern weil es möglicherweise der erste Schritt zum eigenen Wunschberuf ist.

Das BOP ist inklusiv 1, denn es geht auf die unterschiedlichsten individuellen Bedürfnisse und Voraussetzungen ein. Die Konzepte sind so geschneidert, dass sie allen Schülerinnen und Schülern von Gymnasien bis hin zu Förderschulen gerecht werden.

[...]

Das Programm zur „Förderung der Berufsorientierung in überbetrieblichen und vergleichbaren Berufsbildungsstätten“ – kurz Berufsorientierungsprogramm – wurde im Jahr 2008 durch das Bundesministerium für Bildung und Forschung ins Leben gerufen. Bis Dezember 2021 wurden Zuschüsse in Höhe von rund 700 Millionen Euro bewilligt. Damit werden im Zeitraum 2008 bis Sommer 2022 über 1,7 Millionen Schülerinnen und Schüler erreicht. Über 300 Bildungsstätten mit mehr als 3.000 Schulen sind bundesweit als Kooperationspartner am BOP beteiligt.

[...]

Der pädagogische Ansatz und die Instrumente des Berufsorientierungsprogramms Potenzialanalyse und Werkstatttage bilden die ersten Glieder der bundesweiten Initiative Bildungsketten, die jungen Menschen in Deutschland einen reibungslosen Übergang von der Schule in den Beruf ermöglichen will.

Zur Verwirklichung der Bildungsketten schließen Bund, Länder und die Bundesagentur für Arbeit landesspezifische Vereinbarungen zum Übergang Schule-Beruf ab. Darin verzahnen die Partner ihre Förderangebote auf der Grundlage eines Gesamtkonzeptes des jeweiligen Landes. Ziel ist, kohärente Strukturen in der Berufsorientierung und im Übergang Schule-Beruf zu schaffen, die alle Jugendlichen individuell fördern und den Fachkräftenachwuchs der Wirtschaft sichern. Die Lösungen – auch die Umsetzung des BOP – sind jeweils landesspezifisch und an die Schulstrukturen angepasst.

[...]

In der Potenzialanalyse erkunden die Schülerinnen und Schüler ihre Stärken. Sie legt junge Menschen nicht auf eine bestimmte berufliche Richtung fest, sondern öffnet ihren Blick für Möglichkeiten. Kernelement sind praxisbezogene Einzel- oder Gruppenaufgaben, bei deren Lösung die Jugendlichen durch pädagogische Fachkräfte beobachtet und begleitet werden.

Der stärkenorientierte Ansatz steigert das Selbstbewusstsein und die Bereitschaft, Verantwortung für die eigene berufliche Zukunft zu übernehmen. Die Erkenntnisse aus der Potenzialanalyse können den Schülerinnen und Schülern auch hilfreich dabei sein, die für sie passenden Berufsfelder für die darauffolgenden Werkstatttage auszuwählen.

[...]

In einer Werkstatt selbst etwas herstellen – genau das dürfen die Schülerinnen und Schüler während der Werkstatttage. Zum Beispiel eine Truhe schreinern oder ein Kleidungsstück nähen. Neben Handwerk und Technik können sie auch den Dienstleistungsbereich erkunden, darunter Verwaltung, Gesundheit, Kosmetik, Logistik oder das Hotelfach.

Die Werkstatttage des Berufsorientierungsprogramms finden nicht in Betrieben, sondern in überbetrieblichen Berufsbildungsstätten (ÜBS) oder vergleichbaren Einrichtungen statt. Diese bieten mit ihren Lehrwerkstätten die ideale Umgebung für die Werkstatttage.

Der Unterschied zu einem Praktikum: Die Jugendlichen stehen nicht „daneben“ und schauen den Mitarbeitenden ihres Praktikumsbetriebs bei der Arbeit zu, sondern sie sind selbst aktiv. [...]

1 Das BOP ist für alle Lernenden, unabhängig vom Geschlecht, von besonderen Lernbedürfnissen, von sozialen und ökonomischen Voraussetzungen.

Aufgabe HT 3 - Aufgabe 1 · Analyse literarischer Texte (Figuren, Erzählweise, Sprache)

Klausurteil A

Selçuk Aydemir

LİSEDEN ARKADAŞLAR

ARA ELEMAN

[...]

İyi bir eğitim için 90'lı yılların ikinci yarısında en ideal okul fen liseleriydi. Bilinçli veliler ve öğrenciler bunu bildiklerinden fen lisesi sınavlarına hazırlık sürecini çok ciddiye alırlardı. Biz ailecek pek ciddiye almadık. Anne-baba ilkokul mezunu, akrabalardan da o 5 yıllarda okul hayatında ceket giyebilmiş 1 pek insan yok, bizimkilerin eğitim-öğretim hayatı önlükten ibaret. Ne fen lisesine giden birini görmüştük ne de fen lisesini kazanamadığı için üzüleni. Ailecek bizim için bir problem yoktu. Ben meslek lisesi, fen lisesi, devlet parasız yatılı artık önüme ne gelirse hepsinin sınavına girdim.

[...] Sanırım sırf anlatacak hikâyem olsun diye o kadar sınav arasından gittim meslek 10 liseleri sınavında derece yaptım. Maksat ortalık karışsın, soran eden olursa derece yaptığım bir sınav olmuş oldu, fena mı? Diğerlerinde yedeklerde bile değildim. Meslek lisesi sınavına nasıl bir motivasyonla girdim, niye öyle abandım 2 hiçbir fikrim yok. Hayatım boyunca en başarılı olduğum sınav o oldu. Belki o yıllarda fen lisesi nedir bilmiyordum ama meslek lisesi okursam üniversite kazanmanın hayal olduğunu biliyordum. İyi güzel de 15 nerede okuyacaktım ben?

[...]

Yeni açılmış, henüz hiçbir mezunu olmayan bir süper lisenin haberini duydum, pek bileni edeni yokmuş, çok talep olmaz dediler: Süleyman Nazif Süper Lisesi. Süleyman müleyman okurum ben burada diyerek durumu aileme büyük bir heyecanla anlatmaya 20 kalktım, ufak bir sorunum vardı; babam meslek lisesinde derece yaptığımı öğrenmiş, hatta birkaç meslek lisesi eve okulun tanıtım kataloglarını falan yollamış. Babam ülkemizin ara eleman ihtiyacına benim çare olacağımı düşünüp o gece şükür namazı kılmış. Katalogları incelemiş, Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi Makine Teknik Bölümü’ne beni yazdırmaya karar vermiş. Ağzı kulaklarında sevinç çığlıkları atarak bunu deklare 3 etti o akşam. Tek 25 kelime etmeyişimi de sevinçten dilimin tutulması olarak yorumladı. Sakinliğimi koruyarak durumu anlatmaya çalıştım.

“Baba gözünü seveyim, ne makinesi ne tekniği? Süper liseye gidicem. Ben üniversite okumak istiyorum.”

“Ne istiyorsun? Ulan makine teknik kazanmışsın, millet aç aç! Teknisyen olucan daha 30 ne? Allah’tan belanı mı istiyorsun? Üç-dört sene sonra mesleğin elinde, dünyada makineye her zaman ihtiyaç olacağı için mesleğin de ölmez, emekli olunca bile çalışırsın.”

[...]

“Baba üniversite okuycam ben, meslek lisesine gidersem çok puan kırarlar. Üniversite yalan olur!”

35 “Oğlum senin sülalende üniversite okumuş adam var mı? Salak salak konuşma! Ha üniversite okuyacam diye süper liseye gitmek ha tutar diye piyango bileti almak. Ulan piyangoda amorti 4 falan vurur da zararını çıkartırsın. Seninkinde o da yok. Kazanamazsan ne iş yapıcan?”

Gül gibi sevdiği dururken babasının uygun gördüğü adama gelin gidiyordum resmen. 40 Dilim tutuldu, kekelemeye başladım.

“Baba ohhoo baba uuuu yahu oo… E sen kararını vermişsin bile! Anne bir şey desene patron çıldırdı!”

[...]

“Sen Selçuk’u hiç tanımamışsın. Bak bakayım, bir oğlunun gözüne bak! Bu çocuk 4 kilo 45 750 gram geldi dünyaya, bunda aç kalacak göz var mı? Millet yeni doğan bebeğini hassas tartıda tartıyor, sen bir eline oğlunu diğer eline 5 kiloluk zeytinyağı tenekesini alıp, kıyaslayıp yaklaşık beş kilo demiştin hatırlamıyor musun? Bir bak ya! Bu aç kalmaz, kollar kendini. Ne istiyorsa okusun bize ne? Sen ananın babanın dediği yerde mi okudun? Okumayacam diye Sivas’tan İstanbul’a kaçmadın mı? […]

50 Konuşma! Heyheylerimi toplama başıma akşam akşam. Hadi git yat Selçuk! Ben de babanla şu meseleyi biraz konuşayım.” […]

1 ceket giymiş insan: Okumuş insan.

2 abanmak (hier): Israrlı davranmak.

3 deklare etmek: Bildirmek.

4 amorti: Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye / para.

Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert

1. Romandaki figür Selçuk’un içinde bulunduğu durumu özetleyiniz ve bu durumun okura hangi yollarla aktarıldığını metnin dil ve yapı özelliklerinden yararlanarak inceleyiniz. [27 Punkte]

Aufgabe HT 3 - Aufgabe 2a · Stellungnahme und Kommentar (Değerlendiriniz)

Klausurteil A

Selçuk Aydemir

LİSEDEN ARKADAŞLAR

ARA ELEMAN

[...]

İyi bir eğitim için 90'lı yılların ikinci yarısında en ideal okul fen liseleriydi. Bilinçli veliler ve öğrenciler bunu bildiklerinden fen lisesi sınavlarına hazırlık sürecini çok ciddiye alırlardı. Biz ailecek pek ciddiye almadık. Anne-baba ilkokul mezunu, akrabalardan da o 5 yıllarda okul hayatında ceket giyebilmiş 1 pek insan yok, bizimkilerin eğitim-öğretim hayatı önlükten ibaret. Ne fen lisesine giden birini görmüştük ne de fen lisesini kazanamadığı için üzüleni. Ailecek bizim için bir problem yoktu. Ben meslek lisesi, fen lisesi, devlet parasız yatılı artık önüme ne gelirse hepsinin sınavına girdim.

[...] Sanırım sırf anlatacak hikâyem olsun diye o kadar sınav arasından gittim meslek 10 liseleri sınavında derece yaptım. Maksat ortalık karışsın, soran eden olursa derece yaptığım bir sınav olmuş oldu, fena mı? Diğerlerinde yedeklerde bile değildim. Meslek lisesi sınavına nasıl bir motivasyonla girdim, niye öyle abandım 2 hiçbir fikrim yok. Hayatım boyunca en başarılı olduğum sınav o oldu. Belki o yıllarda fen lisesi nedir bilmiyordum ama meslek lisesi okursam üniversite kazanmanın hayal olduğunu biliyordum. İyi güzel de 15 nerede okuyacaktım ben?

[...]

Yeni açılmış, henüz hiçbir mezunu olmayan bir süper lisenin haberini duydum, pek bileni edeni yokmuş, çok talep olmaz dediler: Süleyman Nazif Süper Lisesi. Süleyman müleyman okurum ben burada diyerek durumu aileme büyük bir heyecanla anlatmaya 20 kalktım, ufak bir sorunum vardı; babam meslek lisesinde derece yaptığımı öğrenmiş, hatta birkaç meslek lisesi eve okulun tanıtım kataloglarını falan yollamış. Babam ülkemizin ara eleman ihtiyacına benim çare olacağımı düşünüp o gece şükür namazı kılmış. Katalogları incelemiş, Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi Makine Teknik Bölümü’ne beni yazdırmaya karar vermiş. Ağzı kulaklarında sevinç çığlıkları atarak bunu deklare 3 etti o akşam. Tek 25 kelime etmeyişimi de sevinçten dilimin tutulması olarak yorumladı. Sakinliğimi koruyarak durumu anlatmaya çalıştım.

“Baba gözünü seveyim, ne makinesi ne tekniği? Süper liseye gidicem. Ben üniversite okumak istiyorum.”

“Ne istiyorsun? Ulan makine teknik kazanmışsın, millet aç aç! Teknisyen olucan daha 30 ne? Allah’tan belanı mı istiyorsun? Üç-dört sene sonra mesleğin elinde, dünyada makineye her zaman ihtiyaç olacağı için mesleğin de ölmez, emekli olunca bile çalışırsın.”

[...]

“Baba üniversite okuycam ben, meslek lisesine gidersem çok puan kırarlar. Üniversite yalan olur!”

35 “Oğlum senin sülalende üniversite okumuş adam var mı? Salak salak konuşma! Ha üniversite okuyacam diye süper liseye gitmek ha tutar diye piyango bileti almak. Ulan piyangoda amorti 4 falan vurur da zararını çıkartırsın. Seninkinde o da yok. Kazanamazsan ne iş yapıcan?”

Gül gibi sevdiği dururken babasının uygun gördüğü adama gelin gidiyordum resmen. 40 Dilim tutuldu, kekelemeye başladım.

“Baba ohhoo baba uuuu yahu oo… E sen kararını vermişsin bile! Anne bir şey desene patron çıldırdı!”

[...]

“Sen Selçuk’u hiç tanımamışsın. Bak bakayım, bir oğlunun gözüne bak! Bu çocuk 4 kilo 45 750 gram geldi dünyaya, bunda aç kalacak göz var mı? Millet yeni doğan bebeğini hassas tartıda tartıyor, sen bir eline oğlunu diğer eline 5 kiloluk zeytinyağı tenekesini alıp, kıyaslayıp yaklaşık beş kilo demiştin hatırlamıyor musun? Bir bak ya! Bu aç kalmaz, kollar kendini. Ne istiyorsa okusun bize ne? Sen ananın babanın dediği yerde mi okudun? Okumayacam diye Sivas’tan İstanbul’a kaçmadın mı? […]

50 Konuşma! Heyheylerimi toplama başıma akşam akşam. Hadi git yat Selçuk! Ben de babanla şu meseleyi biraz konuşayım.” […]

1 ceket giymiş insan: Okumuş insan.

2 abanmak (hier): Israrlı davranmak.

3 deklare etmek: Bildirmek.

4 amorti: Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye / para.

Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert

2. a) Metnin bütününü, kendi yaşam gerçekliğinizi ve derste edindiğiniz bilgileri göz önünde bulundurarak Selçuk’un içinde bulunduğu durumu değerlendiriniz. [15 Punkte]

Aufgabe HT 3 - Aufgabe 2b · Adressatenbezogenes Schreiben: Leserbrief, Blog, Brief, Artikel

Klausurteil A

Selçuk Aydemir

LİSEDEN ARKADAŞLAR

ARA ELEMAN

[...]

İyi bir eğitim için 90'lı yılların ikinci yarısında en ideal okul fen liseleriydi. Bilinçli veliler ve öğrenciler bunu bildiklerinden fen lisesi sınavlarına hazırlık sürecini çok ciddiye alırlardı. Biz ailecek pek ciddiye almadık. Anne-baba ilkokul mezunu, akrabalardan da o 5 yıllarda okul hayatında ceket giyebilmiş 1 pek insan yok, bizimkilerin eğitim-öğretim hayatı önlükten ibaret. Ne fen lisesine giden birini görmüştük ne de fen lisesini kazanamadığı için üzüleni. Ailecek bizim için bir problem yoktu. Ben meslek lisesi, fen lisesi, devlet parasız yatılı artık önüme ne gelirse hepsinin sınavına girdim.

[...] Sanırım sırf anlatacak hikâyem olsun diye o kadar sınav arasından gittim meslek 10 liseleri sınavında derece yaptım. Maksat ortalık karışsın, soran eden olursa derece yaptığım bir sınav olmuş oldu, fena mı? Diğerlerinde yedeklerde bile değildim. Meslek lisesi sınavına nasıl bir motivasyonla girdim, niye öyle abandım 2 hiçbir fikrim yok. Hayatım boyunca en başarılı olduğum sınav o oldu. Belki o yıllarda fen lisesi nedir bilmiyordum ama meslek lisesi okursam üniversite kazanmanın hayal olduğunu biliyordum. İyi güzel de 15 nerede okuyacaktım ben?

[...]

Yeni açılmış, henüz hiçbir mezunu olmayan bir süper lisenin haberini duydum, pek bileni edeni yokmuş, çok talep olmaz dediler: Süleyman Nazif Süper Lisesi. Süleyman müleyman okurum ben burada diyerek durumu aileme büyük bir heyecanla anlatmaya 20 kalktım, ufak bir sorunum vardı; babam meslek lisesinde derece yaptığımı öğrenmiş, hatta birkaç meslek lisesi eve okulun tanıtım kataloglarını falan yollamış. Babam ülkemizin ara eleman ihtiyacına benim çare olacağımı düşünüp o gece şükür namazı kılmış. Katalogları incelemiş, Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi Makine Teknik Bölümü’ne beni yazdırmaya karar vermiş. Ağzı kulaklarında sevinç çığlıkları atarak bunu deklare 3 etti o akşam. Tek 25 kelime etmeyişimi de sevinçten dilimin tutulması olarak yorumladı. Sakinliğimi koruyarak durumu anlatmaya çalıştım.

“Baba gözünü seveyim, ne makinesi ne tekniği? Süper liseye gidicem. Ben üniversite okumak istiyorum.”

“Ne istiyorsun? Ulan makine teknik kazanmışsın, millet aç aç! Teknisyen olucan daha 30 ne? Allah’tan belanı mı istiyorsun? Üç-dört sene sonra mesleğin elinde, dünyada makineye her zaman ihtiyaç olacağı için mesleğin de ölmez, emekli olunca bile çalışırsın.”

[...]

“Baba üniversite okuycam ben, meslek lisesine gidersem çok puan kırarlar. Üniversite yalan olur!”

35 “Oğlum senin sülalende üniversite okumuş adam var mı? Salak salak konuşma! Ha üniversite okuyacam diye süper liseye gitmek ha tutar diye piyango bileti almak. Ulan piyangoda amorti 4 falan vurur da zararını çıkartırsın. Seninkinde o da yok. Kazanamazsan ne iş yapıcan?”

Gül gibi sevdiği dururken babasının uygun gördüğü adama gelin gidiyordum resmen. 40 Dilim tutuldu, kekelemeye başladım.

“Baba ohhoo baba uuuu yahu oo… E sen kararını vermişsin bile! Anne bir şey desene patron çıldırdı!”

[...]

“Sen Selçuk’u hiç tanımamışsın. Bak bakayım, bir oğlunun gözüne bak! Bu çocuk 4 kilo 45 750 gram geldi dünyaya, bunda aç kalacak göz var mı? Millet yeni doğan bebeğini hassas tartıda tartıyor, sen bir eline oğlunu diğer eline 5 kiloluk zeytinyağı tenekesini alıp, kıyaslayıp yaklaşık beş kilo demiştin hatırlamıyor musun? Bir bak ya! Bu aç kalmaz, kollar kendini. Ne istiyorsa okusun bize ne? Sen ananın babanın dediği yerde mi okudun? Okumayacam diye Sivas’tan İstanbul’a kaçmadın mı? […]

50 Konuşma! Heyheylerimi toplama başıma akşam akşam. Hadi git yat Selçuk! Ben de babanla şu meseleyi biraz konuşayım.” […]

1 ceket giymiş insan: Okumuş insan.

2 abanmak (hier): Israrlı davranmak.

3 deklare etmek: Bildirmek.

4 amorti: Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye / para.

Klausurteil A: Leseverstehen und Schreiben integriert

2. b) Romanın yazarı Selçuk Aydemir’in sosyal medya profilinde ona e-posta gönderebileceğiniz bir adres gördünüz. Kurgusal roman bölümünde ele alınan konunun Türkiye’deki ve Almanya’daki gençlerin yaşam gerçekliğini ne ölçüde yansıttığı konusundaki görüşlerinizi ona bu yolla bildirmek istiyorsunuz. Bu e-postayı kendi yaşantınızı temel alarak, metnin tamamını ve derste edindiğiniz bilgileri göz önünde bulundurarak yazınız. [15 Punkte]

Aufgabe HT 3 - Aufgabe 3 · Sprachmittlung Deutsch → Türkisch

Klausurteil A

Selçuk Aydemir

LİSEDEN ARKADAŞLAR

ARA ELEMAN

[...]

İyi bir eğitim için 90'lı yılların ikinci yarısında en ideal okul fen liseleriydi. Bilinçli veliler ve öğrenciler bunu bildiklerinden fen lisesi sınavlarına hazırlık sürecini çok ciddiye alırlardı. Biz ailecek pek ciddiye almadık. Anne-baba ilkokul mezunu, akrabalardan da o 5 yıllarda okul hayatında ceket giyebilmiş 1 pek insan yok, bizimkilerin eğitim-öğretim hayatı önlükten ibaret. Ne fen lisesine giden birini görmüştük ne de fen lisesini kazanamadığı için üzüleni. Ailecek bizim için bir problem yoktu. Ben meslek lisesi, fen lisesi, devlet parasız yatılı artık önüme ne gelirse hepsinin sınavına girdim.

[...] Sanırım sırf anlatacak hikâyem olsun diye o kadar sınav arasından gittim meslek 10 liseleri sınavında derece yaptım. Maksat ortalık karışsın, soran eden olursa derece yaptığım bir sınav olmuş oldu, fena mı? Diğerlerinde yedeklerde bile değildim. Meslek lisesi sınavına nasıl bir motivasyonla girdim, niye öyle abandım 2 hiçbir fikrim yok. Hayatım boyunca en başarılı olduğum sınav o oldu. Belki o yıllarda fen lisesi nedir bilmiyordum ama meslek lisesi okursam üniversite kazanmanın hayal olduğunu biliyordum. İyi güzel de 15 nerede okuyacaktım ben?

[...]

Yeni açılmış, henüz hiçbir mezunu olmayan bir süper lisenin haberini duydum, pek bileni edeni yokmuş, çok talep olmaz dediler: Süleyman Nazif Süper Lisesi. Süleyman müleyman okurum ben burada diyerek durumu aileme büyük bir heyecanla anlatmaya 20 kalktım, ufak bir sorunum vardı; babam meslek lisesinde derece yaptığımı öğrenmiş, hatta birkaç meslek lisesi eve okulun tanıtım kataloglarını falan yollamış. Babam ülkemizin ara eleman ihtiyacına benim çare olacağımı düşünüp o gece şükür namazı kılmış. Katalogları incelemiş, Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi Makine Teknik Bölümü’ne beni yazdırmaya karar vermiş. Ağzı kulaklarında sevinç çığlıkları atarak bunu deklare 3 etti o akşam. Tek 25 kelime etmeyişimi de sevinçten dilimin tutulması olarak yorumladı. Sakinliğimi koruyarak durumu anlatmaya çalıştım.

“Baba gözünü seveyim, ne makinesi ne tekniği? Süper liseye gidicem. Ben üniversite okumak istiyorum.”

“Ne istiyorsun? Ulan makine teknik kazanmışsın, millet aç aç! Teknisyen olucan daha 30 ne? Allah’tan belanı mı istiyorsun? Üç-dört sene sonra mesleğin elinde, dünyada makineye her zaman ihtiyaç olacağı için mesleğin de ölmez, emekli olunca bile çalışırsın.”

[...]

“Baba üniversite okuycam ben, meslek lisesine gidersem çok puan kırarlar. Üniversite yalan olur!”

35 “Oğlum senin sülalende üniversite okumuş adam var mı? Salak salak konuşma! Ha üniversite okuyacam diye süper liseye gitmek ha tutar diye piyango bileti almak. Ulan piyangoda amorti 4 falan vurur da zararını çıkartırsın. Seninkinde o da yok. Kazanamazsan ne iş yapıcan?”

Gül gibi sevdiği dururken babasının uygun gördüğü adama gelin gidiyordum resmen. 40 Dilim tutuldu, kekelemeye başladım.

“Baba ohhoo baba uuuu yahu oo… E sen kararını vermişsin bile! Anne bir şey desene patron çıldırdı!”

[...]

“Sen Selçuk’u hiç tanımamışsın. Bak bakayım, bir oğlunun gözüne bak! Bu çocuk 4 kilo 45 750 gram geldi dünyaya, bunda aç kalacak göz var mı? Millet yeni doğan bebeğini hassas tartıda tartıyor, sen bir eline oğlunu diğer eline 5 kiloluk zeytinyağı tenekesini alıp, kıyaslayıp yaklaşık beş kilo demiştin hatırlamıyor musun? Bir bak ya! Bu aç kalmaz, kollar kendini. Ne istiyorsa okusun bize ne? Sen ananın babanın dediği yerde mi okudun? Okumayacam diye Sivas’tan İstanbul’a kaçmadın mı? […]

50 Konuşma! Heyheylerimi toplama başıma akşam akşam. Hadi git yat Selçuk! Ben de babanla şu meseleyi biraz konuşayım.” […]

1 ceket giymiş insan: Okumuş insan.

2 abanmak (hier): Israrlı davranmak.

3 deklare etmek: Bildirmek.

4 amorti: Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye / para.

Klausurteil B: Sprachmittlung isoliert

3. Türkiye’de yaşayan kuzininiz, son görüşmenizde okuduğu üniversiteye çeşitli şirketlerin kendilerini tanıtmak ve tanışmak amacıyla geldiğini anlattı. Almanya’daki şirketlerin bu doğrultuda hangi yollara başvurduğunu öğrenmek istiyor. Bu konuda “Über diese Wege finden Unternehmen neue Mitarbeiter” başlıklı bir metin buldunuz. Kuzininizin merak ettiği konuyu ona bir e-posta ile aktarınız.

(18 Punkte)

Tina Plewinski

Über diese Wege finden Unternehmen neue Mitarbeiter

[...]

In vielen großen Unternehmen ist es längst Normalität, dass man auf der Suche nach vielversprechenden, neuen Talenten teils schon direkt an der Quelle ansetzt. [...] Diese Strategie ist allerdings nicht nur etwas für die großen, sondern birgt auch für kleinere, mittelständische Unternehmen einiges Potenzial.

Vor einiger Zeit hatte die Deutsche Apotheker- und Ärztebank (apoBank) zu diesem Thema eine Schülerbefragung vorgenommen und fand dabei heraus, dass Veranstaltungen in der Schule selbst bei der Berufsorientierung von höchster Relevanz sind. Im Rahmen der Analyse, bei der mehr als 500 Schüler vom Marktforscher Respondi befragt wurden, wurde kein anderer Kanal des persönlichen Kontakts häufiger genannt: 61 Prozent der befragten Schüler nutzen demnach Schulveranstaltungen für die persönliche Berufsorientierung. Ausbildungsmessen, Bewerbertrainings in der Schule und Berufsberatung in der Agentur für Arbeit lagen mit 44 Prozent, 42 Prozent und 40 Prozent fast gleichauf.

Auch für Schulen selbst sind Kooperationen mit Unternehmen durchaus attraktiv, da diese als Fachexperten auftreten und den Unterricht durch ihre Kompetenz aufwerten können. Dabei ist eine Zusammenarbeit von Bildungseinrichtungen und Firmen in grundsätzlich zahlreichen Bereichen denkbar – ob im Handwerk, im Digital- und Tech-Sektor oder in Bereichen wie Handel und Wirtschaft.

Übrigens: Eine Methode der Stellenausschreibung, die wenig Zeit und kaum Geld in Anspruch nimmt, sind Aushänge an schwarzen Brettern in Universitäten. Wer hier als Unternehmen für feste Stellen oder Ausbildungsplätze wirbt, kann Aufmerksamkeit erregen und sich frühzeitig als Option für Bewerbungen in die Köpfe von Absolventen bringen.

[...]

Eine Alternative zur direkten Zusammenarbeit mit Schulen und Bildungseinrichtungen sind Tage der offenen Tür oder auch „Schnuppertage“, bei denen Neugierige Unternehmen besuchen und sich über Ausbildungs- und Arbeitsplätze, Job- und Aufstiegschancen informieren können. Zwar sind solche Schnuppertage für die Unternehmen selbst durchaus mit Planungs- und Durchführungsaufwand verbunden, allerdings können Talente an dieser Stelle schon frühzeitig abgeholt und durch Führungen, interessante Einblicke und persönliche Ansprache vor Ort auch emotional gebunden werden. [...]

Fachkundige Experten lassen sich nicht nur über externe Kanäle suchen, sondern natürlich auch intern entwickeln, zum Beispiel durch spezielle Trainee-Programme. Diese zielen darauf ab, Uni- bzw. Hochschulabsolventen systematisch in verschiedenen Bereichen des eigenen Unternehmens zu fördern, auszubilden und sie auf diese Weise zu Fachkräften mit umfangreichem Know-how zu entwickeln. Ein solches Trainee-Programm ist aufgrund seiner Mehrstufigkeit auf eine Laufzeit von meist zwölf bis 24 Monaten angelegt.

[...]

Ein für Personaler 1 vergleichsweise recht aufwendiges Verfahren der Personalsuche ist das sogenannte „Active Sourcing“. Bei dieser Methode bleiben Personalmitarbeiter nicht passiv, indem sie auf Bewerbungen warten, sondern begeben sich aktiv auf die Suche nach potenziellen Talenten, die sie dann persönlich ansprechen. Neben dem Bewerberpool bei der Agentur für Arbeit sind Business-Netzwerke wie Xing oder LinkedIn hierfür besonders beliebt. Dabei durchstöbern die Personalexperten die Profile von Nutzern, checken angegebene Lebensläufe, Qualifikationen und Interessen und erstellen sich somit eine kleine Auswahl an Spezialisten, die sie dann direkt auf offene Stellen im eigenen Unternehmen aufmerksam machen.

[...]

1 Personaler (umgangssprachlich): jemand, der für das Personal eines Betriebs zuständig ist

Du kannst auch nach Themen lernen

Übe ein Thema mit gemischten Aufgaben aus den Prüfungen aller Jahre.

Alle 7 Themen ansehen

Andere Prüfungen 2022

GK · Haupttermin · fortgeführt (2022) · GK · Haupttermin · neu einsetzend · Weiterbildungskolleg (2022) · LK · Haupttermin · fortgeführt (2022)