Aufgabe HT 3 - Klausurteil B - 4 · Abitur NRW Türkisch GK · Haupttermin · fortgeführt 2021

Thema: Sprachmittlung Deutsch → Türkisch · Aus der Prüfung GK · Haupttermin · fortgeführt (2021)

Aufgabenstellung

Klausurteil A

Fer İnsanoğlu

Diziler: Toplum Kodlama

[...]

Türkiye’deki dizilerin büyük çoğunluğuna baktığımızda acı ve gözyaşı görüyoruz. İhanet,

kıskançlık, tuzaklar, huzur bulamayan aşklar, kurban konumuna düşen başroller, kahkahalar

atan kötü karakterler… Sırf bunlardan oluşmuyor tabi diziler, ama izleyiciyi çeken

5 biliyoruz ki bu entrikalar ve duygu sömürüsü. Öyleyse düşünmek lazım neden bunları

izliyoruz? Ve daha da önemlisi, bunları izlemek bizi nasıl etkiliyor?

Ağlayan, acı çeken birini gördüğümüzde ne olur? Ya yaşadığımız acılara ortak

bulduğumuzdan rahatlamış hissederiz. Ortak bir yanımız yoksa bile duygudaşlık yapar, biz

de onunla beraber üzülürüz. İçimizdeki bir yanla ise onun ağladığına, çektiği acılara

10 seviniriz, çünkü bu sayede kıyas yaparak kendimizi daha ‘iyi’ bir konumda hissederiz. [...]

İnsan, davranışlarını çevresindeki insanları izleyip taklit ederek edinen bir canlı. Bu

yüzdendir ki örneğin bir ailenin çocuğu etrafında sergilediği davranışlara dikkat etmesi

çocuğun gelişimi için oldukça önemlidir. Bu yüzdendir ki arkadaş seçimine dikkat edilmesi

önerilir. Hamurumuz böylece şekilleniyor. Çünkü İyi 1 kötü ayırmadan hatta farkı

15 algılamadan, kabul edilmek ve sevilmek adına gördüğümüz örnekler gibi davranırız. Bu

zihnin bilinçsizce yürüttüğü bir işlemdir ve her ne kadar kendimizi etkilenmez sansak

da bu elimizde olan bir seçim değildir.

Bunu göz önünde bulundurarak dizilerin bize, özellikle de iyice yumuşak hamurlu

çocuklarımıza neler öğrettiğini bir gözden geçirelim. “İyi olan hep acı çekiyor, bu hayatta

20 kazanmak için kötü olmak lazım.” “Erkekler aldatır, olsun eninde sonunda affedilir. Haşa,

kadın aldatırsa affetmek erkekliğe yakışmaz” “Evlilik dışı cinsellik, erkek yaparsa sorun

değil, kadınsa hor görülür. Hele hamile kalan kız dayağı, evlatlıktan reddedilmeyi, hatta

ölümü hak eder.” “Zengin olmak, zenginliğini, itibarını korumak için her türlü çirkin yol

mubahtır” …

25 Dizilerin önerdiği mesajlar bunlar olmayabilir, sonuçta iyi karakter – kötü karakter diye bir

ayrım var ve hangi davranışın kime ait olduğu belli. Entelektüel olarak bu böyle olabilir,

ama dediğim gibi davranışları görerek öğrenen bilinçaltı için böyle bir ayrım yoktur.

[...]

Bu durumda dizilerin neleri normalleştirdiğini, meşrulaştırdığını fark edelim.

30 Tecavüz, kadını aşağılama, şiddet, yalan dolan… Yalnız bunlar yok elbet dizilerde, ama

bunlar düşününce bana en korkutucu gelen gizli öğretiler, karakterlerin davranışlarında

saklı değerler. Gördüklerimiz, “dış dünya”ya dair öğrendiklerimiz bizi, yani toplumu

kodlar. Bu durumda dizi yapımcılarının topluma etki etmekte çok büyük bir gücü var

demektir. Hatta bu gücün doğurduğu bir sorumluluk!

35 Kapitalizmin yayılmasında en büyük etkenlerden biri, bu kültürün merkezi olan ülkelerde

medya sektörünün bu gücün farkına varmış olması ve bu gücü tüketim hastalığını yaratmak

adına kullanmış olmalarıdır. Ve onları örnek alan daha birçok ülke […], medya unsurlarını

çıkar döngüsünün işine gelecek fikirleri ve davranış biçimlerini empoze etmek için kasıtlı

olarak kullanılır. Dizi senaristlerimiz toplumumuzu çöküşe götürmeye çalışıyor

40 demiyorum, ancak farkına varılmayan güç bilinçsizce kullanılırken kolayca tehlikeli

bir silaha dönüşebilir. Fikrimce ülkemizde medya araçlarının, özellikle de dizi sektörünün

sorunu bu.

İzlediğimiz, sevdiğimiz karakterlerle kendimizi bağdaştırıyoruz. Hayatımızda kendimizi bu

rollere koyuyor, gözyaşı dökecek dramalar yaratıyoruz. Kurban konumu en çok başrole

45 yakıştığından, başrolü olduğumuz hayat hikayemizi sıklıkla kurbanı oynayacak şekilde

yorumlamaya meyil ediyoruz. Kimilerimizin gerçek hayatta yaptığı dedikodular yetmiyor,

dizilerdeki karakterler gerçekmişçesine çekiştiriliyor. Tüm duygular kendini arttıracak

şekilde etki ettiğinden acımız daha çok acı izlemeye, bu titreşimi daha çok arttırmaya

itiyor bizi. Bir bağımlılık gibi, içimizde beslenen bir canavar misali, bu titreşim

50 arttıkça da hayatımıza daha kuvvetle başka acıları çekiyor. Dizilerde ortaya konan

olguları bir renk, örneğin mavi diye adlandırırsak, her çevirdiğimiz kanalda maviye bakar,

maviyi koklar, maviyi konuşurken, kısacası maviye bulanırken, hayatımızın da iyice

mavileşmemesi mümkün mü?

[...]

55 Peki tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan? Yani bizim toplumumuz dizilerde

gördüğü için mi bu davranışları sergiliyor, yoksa zaten bunlar hayatta olan şeyler olduğu

için mi dizilerde bunları görüyoruz? Cevap bana kalırsa açık: bu ikisi birbirini besleyen bir

döngüdür. Kültürümüzde bu algılar yaygın çünkü bugüne kadar bunları görüp

iyileştirmeden yineledik, ve bunu yapmaya devam ettiğimiz sürece de kültürümüz bu

60 şekilde olmaya devam edecek. Öyleyse konu burada diziler nasıl olmalı sorusuna

dönüyor. Yani hayatımızın ve toplumun rengini değiştirmek istiyorsak ne yapılması gerek?

Belli ki kötüyü konuşmaya, göstermeye, yinelemeye devam ederek onu dönüştüremiyoruz.

O halde iyiyi, iyileştirici olanı, çözümü konuşmanın ve göstermenin zamanı gelsin

artık. […]

65 Acılar, entrikalar ve gözyaşı kadar, gelişim, dönüşüm ve iyileşmek de hayatın gerçekleri.

Öyleyse salonumuzdaki büyülü pencereden gördüklerimiz bunlar da olabilir pekala.

Farkına varmaksızın gönüllüce aldığımız bu zehir, tam tersi radikal bir şifa olma

potansiyeline de sahiptir. Örnek almanın toplumu iyileştireceği karakterlerin

özendirildiği diziler, bizi bilinçlenme yolunda kodlayan davranışlar izlediğimizi hayal

70 edelim bir. Neticesinde fikrimiz, zikrimiz, duygularımız, enerjimiz bu yönde yoğunlaşır,

hayatımız ve dolayısıyla kültür de bu yönde dönüşür. Hep birlikte yaratmaya

koşullandığımız acı batağından çıkıp kişisel huzura, feraha erebiliriz. Ve bu gerçekten de

bu kadar basit.

Bu durumda dizi yapımcılarına büyük bir rol düşüyor. Ama bilinçlenmek ve

75 bilinçlendirmek, yükselmek ve yükseltmek hepimizin rolü aslında. “Battı balık yan gider”

deyip yaşamımızı dönüştürmek üzere sorumluluğumuzu reddetmek de mümkün,

kelebek etkisine güvenerek ufak da olsa bir adım atmak da. İzlediklerimizi seçerek,

alışkanlıklarımızı yinelemekten özgürleşmek de elimizde, yayın akışına yön vermek de

kendimizden başlayarak toplumu ve yansıttıklarını değiştirmek de.

80 O halde hepimize dönüşüm için kolay gelsin, Allah irademize kuvvet versin.

1 İyi: Es handelt sich um die Schreibweise im Originaltext. Orthografisch korrekt ist: iyi.

Klausurteil B: Sprachmittlung isoliert

4. Türkiye'de yaşayan bir arkadaşınız, Kovid-19 salgını yüzünden kendisinin ve çevresindekilerin ücretli televizyon yayınlarını çok daha fazla izlediğini anlatır. Arkadaşınız, Türkiye'de bu alandaki kullanımın arttığını söyleyerek Almanya'da durumun nasıl olduğunu öğrenmek ister. Bu konuda bulduğunuz metnin içeriğini bir e-posta yazarak arkadaşınıza aktarınız.

[18 Punkte]

Klausurteil B · Ausgangstext

Joachim Hofer

Deutsche geben immer mehr Geld für Pay-TV aus

[...]

München. Die Gaststätten geschlossen, die Fußballstadien verrammelt, die Kinos dicht: Dieses Frühjahr haben die Menschen in Deutschland so viel Zeit wie noch nie zu Hause verbracht. Davon profitieren vor allem Bezahlsender und Online-Videotheken: Der schon seit 5 Jahren anhaltende Aufwärtstrend im Pay-TV bekommt durch Corona einen kräftigen Schub.

„Unsere Nutzung während der Lockdown-Zeit und danach ist gestiegen“, sagte Elke Walthelm, Programmchefin des Bezahlsenders Sky Deutschland, an diesem Dienstag auf einer Online-Pressekonferenz des Vaunet. Dem Medienverband zufolge haben in den letzten Monaten deutlich mehr Menschen Pay-TV geschaut als noch vergangenes Jahr. 2019 zählten 10 die Bezahlkanäle hierzulande monatlich im Schnitt 16,4 Millionen Zuschauer. In den ersten sechs Monaten 2020 waren es laut Angaben des Vaunet-Verbandes 17,1 Millionen. Der März war dabei mit 18,3 Millionen Nutzern ein besonders erfolgreicher Monat für die Anbieter.

„Die Entwicklung ist sehr erfreulich“, bilanzierte auch Katharina Behrends, die Vorsitzende des Arbeitskreises Pay-TV im Vaunet. Und das nicht erst, seit die Pandemie die Leute ans 15 Sofa fesselt. So ist der Umsatz der Bezahlsender und Streaming-Anbieter in Deutschland bereits 2019 um knapp zwölf Prozent auf 3,9 Milliarden Euro in die Höhe geschossen. Auf acht Millionen Abonnenten kamen die Medienfirmen voriges Jahr, 200.000 mehr als noch 2018.

Der in Berlin ansässige Verband Vaunet ist das Sprachrohr der privaten elektronischen Medien in Deutschland und vereint 150 Mitglieder. Dazu zählen die großen TV-Stationen RTL 20 und Pro Sieben, Sat 1, die Telekom und Disney, viele kleinere Medienhäuser, aber auch Angreifer wie der amerikanische Internetriese Amazon. 103 Bezahlkanäle existieren dem Verband zufolge in Deutschland.

Corona ist allerdings nicht nur positiv für die Medienhäuser. Im Frühjahr sei es schwierig gewesen, Filme und Serien zu synchronisieren, klagte Behrends. „Fast alle Anbieter mussten 25 ihre Programmpläne ändern“, erläuterte die Geschäftsführerin von NBC Universal Deutschland. Bei Sky kam deshalb auch Programm mit Untertitel auf den Bildschirm.

[...]

Inzwischen laufe die TV-Produktion in Deutschland aber wieder. Wegen der Hygieneauflagen seien die Aufnahmen zwar teurer, erklärt RTL-Manager Henning Tewes. Aber so sei immerhin 30 der Nachschub für den Herbst und das kommende Jahr gesichert. Das gelte freilich nicht für Serien und Filme aus Amerika.

„Die Produktionsprobleme dort sind deutlich zu sehen“, so Tewes. Was trotz Corona aus den USA komme, werde verspätet geliefert und sei qualitativ dünner. Hollywood als Herz der amerikanischen Filmindustrie leidet darunter, dass das öffentliche Leben wegen steigender 35 Corona-Infektionen in Kalifornien jüngst wieder massiv heruntergefahren werden musste.

Die Pay-TV-Anbieter sind zuversichtlich, dass der Boom anhält, auch wenn die Pandemie eines Tages vorüber sein sollte. „Junge Menschen haben wieder den Weg zum Fernsehen gefunden“, so Vaunet-Geschäftsführer Frank Giersberg. Gleichwohl, so ganz sicher sind sich die Fernsehmacher nicht.

40 Eine Prognose fürs laufende Jahr, wie sie Vaunet sonst stets im Sommer abgibt, verweigerte Giersberg am Dienstag. Es gebe einfach zu viele Unwägbarkeiten.

Aufgabenstellung: Aufgabe HT 3 - Klausurteil B - 4 · Abitur NRW Türkisch GK · Haupttermin · fortgeführt 2021

Lösung

Nach den offiziellen Korrekturhinweisen

4. Türkiye'de yaşayan bir arkadaşınız, Kovid-19 salgını yüzünden kendisinin ve çevresindekilerin ücretli televizyon yayınlarını çok daha fazla izlediğini anlatır. Arkadaşınız, Türkiye'de bu alandaki kullanımın arttığını söyleyerek Almanya'da durumun nasıl olduğunu öğrenmek ister. Bu konuda bulduğunuz metnin içeriğini bir e-posta yazarak arkadaşınıza aktarınız.

Lösung: Örnek e-posta içeriği: - Giriş ve hitap (arkadaşa hitap, Türkiye'deki duruma atıf ve Almanya'daki durumu açıklama amacı). - Almanya'da sinemaların, lokantaların ve stadyumların kapanmasıyla evde geçirilen vaktin arttığı, bu durumun ücretli televizyon (Pay-TV) ve çevrim içi video platformlarının kullanımını patlattığı. - Korona salgını öncesinde de var olan artış eğiliminin salgınla birlikte büyük ivme kazandığı (Mart 2020'de rekor izleyici sayısı, artan abone sayıları ve cirolar). - Vaunet medya birliği bünyesinde 103 ücretli kanalın hizmet verdiği. - Yaşanan zorluklar: İlkbaharda film ve dizi dublajında yaşanan aksaklıklar, yayın akışı değişiklikleri ve altyazılı yayın zorunluluğu; ABD/Hollywood yapımlarının aksaması ve gecikmesi. - Geleceğe bakış: Gençlerin televizyonu yeniden keşfetmesi sayesinde ilginin salgın sonrasında da süreceği umudu, ancak belirsizlikler nedeniyle net bir tahmin yapılamaması. - Kapanış ve vedalaşma ifadeleri.

Die ausführliche Erklärung Schritt für Schritt (mit KI) gibt es mit Premium. Premium

Löse sie direkt hier: automatische Korrektur, Hinweise und Lösung Schritt für Schritt.

‹ Aufgabe HT 2 - Klausurteil B - 4 · GK · Haupttermin · fortgeführt 2021 · Aufgabe HT 1 - Aufgabe 3 · GK · Haupttermin · neu einsetzend 2021 ›

Mehr Aufgaben zu Sprachmittlung Deutsch → Türkisch