Abitur NRW Türkisch 2023 · GK · Haupttermin · fortgeführt

Abiturprüfung Türkisch in Nordrhein-Westfalen 2023, GK · Haupttermin · fortgeführt: 8 Aufgaben mit Lösungen. Mit automatischer Korrektur.

Themen der Prüfung: Textverständnis: Inhalte wiedergeben (Özetleyiniz) · Analyse literarischer Texte (Figuren, Erzählweise, Sprache) · Analyse nicht-literarischer Texte (Argumentation und Darstellung) · Stellungnahme und Kommentar (Değerlendiriniz) · Adressatenbezogenes Schreiben: Leserbrief, Blog, Brief, Artikel · Sprachmittlung Deutsch → Türkisch

Aufgabe HT 1 - Klausurteil A, Aufgabe 1 · Textverständnis: Inhalte wiedergeben (Özetleyiniz)

Klausurteil A

Mehmet Şakir Örs

‘Önde zeytin ağaçları’

Zeytinlik alanlardan her geçişimizde ve zeytin ağaçlarını her görüşümüzde, belleğimizde ve bilincimizde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun dizeleri ses bulur, ‘Sitem’ isimli şiirinin her dizesi zeytin dalı ve her sözcüğü zeytin danesi olup yüreğimize düşer: “Önde zeytin ağaçları arkasında yâr / Sene 1946 / Mevsim / Sonbahar / Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim / Dalları neyleyim. / Yâr yollarına dökülmedik dilleri neyleyim...”

ŞİMDİ ZEYTİN ZAMANI

Bugünlerde eğer yolunuz özellikle Ege ve Akdeniz’in kıyı kesimlerine düşerse zeytin bahçelerinde, zeytinliklerde hummalı 1 bir çalışmaya tanık olursunuz. Zeytin ağaçlarının altında çullarını sermiş, düzeneklerini kurmuş, zeytin silken ve zeytin toplayan üretici ailelerini görürsünüz. Bizim de geçmişimizde, çocukluğumuzda ve ilk gençlik yıllarımızda, zeytinliklerde ve üzüm bağlarının içinde bulunan zeytin ağaçlarının altında çok zeytin toplamışlığımız vardır. O anılarımızı ve geçmişte çekilen sıkıntıları / zorlukları hiçbir zaman unutmayız, her daim hatırlarız...

Zeytin ve zeytinyağı, özellikle sağlık açısından çok değerli ve önemli gıda ürünleridir. Bu değerleri giderek daha çok anlaşılmakta ve yaygınlaşmaktadır. Ama onların ağaçtan ve bahçeden soframıza gelişi, oldukça uzun ve zahmetli bir emek zincirinin halkalarını oluşturur. Hele soğuk havada, karda, kışta zeytin toplamak hiç de kolay değildir...

ÖLMEZ AĞAÇ, BARIŞIN SİMGESİ

Zeytin ağacı “ölmez ağaç” olarak bilinir. Bu yönüyle de uzun yaşamı simgeler ve ölümsüzlüğü çağrıştırır. Aynı zamanda zeytin ağacı üstüne pek çok mitolojik öykü vardır. Zeytin ağacını, zeytini, doğadaki diğer ağaçlardan ve bitkilerden ayıran özellikleri sıralamaya kalksak yazımızın boyutları yetersiz kalır.

Ancak zeytinin, zeytin dalının, hayatın içinde ifade ettiği / çağrıştırdığı bir büyük güzelliği ifade etmeden geçemeyiz. O da zeytin dalı ile barış düşüncesinin buluşmasıdır. Zeytin dalı, tarih boyunca barışın ve barış düşüncesinin simgesi olmuştur.

EGE/AKDENİZ KÜLTÜRÜ VE YAŞAM BİÇİMİ

Zeytin ağacının var olduğu iklim kuşakları 2 ve coğrafyalar, kendine has özgün yaşam tarzının boy verdiği yaşam alanlarıdır. Bu alanlarla ve coğrafyalarla, zeytin ve zeytinyağı ürünü de buluşur, bütünleşir. Zeytin ve zeytinyağı, öncelikle bir Ege ve Akdeniz kültürüdür. Bu kültüre koşut olarak, aynı zamanda bir yaşam biçimidir.

Son zamanlarda zeytinyağının sağlık açısından önemi daha iyi kavranmakta ve tüketimi de artmaktadır. Ancak yine de ülkemizdeki tüketim oranlarının yeterli olduğu söylenemez. Bunun temel nedeni olarak, zeytinyağının piyasaya yansıyan fiyatları kadar bilinçli ve sağlıklı tüketim anlayışının yeterince yaygınlaştırılamaması da önem taşımaktadır.

ZEYTİN ALANLARININ KORUNMASI

Günümüzde zeytincilerin ve çevrecilerin neredeyse her daim teyakkuz 3 halinde olması gerekiyor. Bunun nedeni, çıkar odaklı bazı çevrelerin gözlerinin sürekli zeytin ve tarım alanlarının üzerinde olmasıdır. Zeytincilik yasasında yer alan zeytin alanlarının korunması ile ilgili maddeler, bu kesimler tarafından sürekli aşılmaya ve hatta mümkün olsa tümden ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Neredeyse ay / yıl geçmiyor ki bu yolda yeni bir girişimde bulunulmasın. Kısa erimli 4 çıkarlarını kollayan bu kesimler, gözlerini zeytin alanlarının üstüne dikmiştir. Oysa bu alanlar, ülkemizin ve halkımızın vazgeçilemez zenginliğidir. Hep birlikte korunmalı, geliştirilmeli ve geleceğe taşınmalıdır. Bu duyarlılık, yurtseverliğin gereğidir ve aynı zamanda hepimizin ortak sorumluluğudur.

NE ÜRETİCİ MUTLU NE DE TÜKETİCİ!

Zeytincilik sektöründe yeni bir hasat dönemi yaşanırken, var olan tarımsal / ekonomik / ticari koşullar, üreticiyi ve tüketiciyi memnun etmekten çok uzaktır. Tarımsal üretimdeki maliyet artışları, hemen her üründe olduğu gibi zeytin ve zeytinyağını da derinden etkilemektedir. Üretici ürününü değer fiyata satamadığından yakınırken tüketici de içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar nedeniyle ürüne erişemediğini ifade etmektedir.

Zeytinyağı ihracatına zaman zaman getirilen bazı kısıtlamalar da sektör temsilcileri tarafından eleştirilmektedir. Bu alanda üretim yapan firmaların bir başka önemli talebi de zeytinyağının raf fiyatlarındaki KDV oranının yüzde 8’den yüzde 1’e düşürülmesidir. Üretimdeki primin artırılması da tüm üreticilerin ortak istemidir. Zeytincilik sektörü yeni bir hasat dönemini yaşarken hem üretimin ve hem de tüketimin artırılması için zeytine, zeytinyağına ve bu değerli ürünleri üretenlerin emeğine, alın terine sahip çıkılmasını istiyoruz.

1 yoğun

2 iklim kuşakları: İklim kuşakları, yıl içerisinde gelen güneş ışınlarının dünyaya ne açıyla geldiğine bağlı olarak meydana gelen farklar olarak tanımlanır; Klimazonen.

3 teyakkuz halinde olmak: uyanık olmak

4 süreli

1. Yazarın zeytin ile zeytinyağının üretimi ve tüketimi konusundaki ana düşüncelerini belirtiniz.

(10 Punkte)

Aufgabe HT 1 - Klausurteil A, Aufgabe 2 · Analyse nicht-literarischer Texte (Argumentation und Darstellung)

Klausurteil A

Mehmet Şakir Örs

‘Önde zeytin ağaçları’

Zeytinlik alanlardan her geçişimizde ve zeytin ağaçlarını her görüşümüzde, belleğimizde ve bilincimizde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun dizeleri ses bulur, ‘Sitem’ isimli şiirinin her dizesi zeytin dalı ve her sözcüğü zeytin danesi olup yüreğimize düşer: “Önde zeytin ağaçları arkasında yâr / Sene 1946 / Mevsim / Sonbahar / Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim / Dalları neyleyim. / Yâr yollarına dökülmedik dilleri neyleyim...”

ŞİMDİ ZEYTİN ZAMANI

Bugünlerde eğer yolunuz özellikle Ege ve Akdeniz’in kıyı kesimlerine düşerse zeytin bahçelerinde, zeytinliklerde hummalı 1 bir çalışmaya tanık olursunuz. Zeytin ağaçlarının altında çullarını sermiş, düzeneklerini kurmuş, zeytin silken ve zeytin toplayan üretici ailelerini görürsünüz. Bizim de geçmişimizde, çocukluğumuzda ve ilk gençlik yıllarımızda, zeytinliklerde ve üzüm bağlarının içinde bulunan zeytin ağaçlarının altında çok zeytin toplamışlığımız vardır. O anılarımızı ve geçmişte çekilen sıkıntıları / zorlukları hiçbir zaman unutmayız, her daim hatırlarız...

Zeytin ve zeytinyağı, özellikle sağlık açısından çok değerli ve önemli gıda ürünleridir. Bu değerleri giderek daha çok anlaşılmakta ve yaygınlaşmaktadır. Ama onların ağaçtan ve bahçeden soframıza gelişi, oldukça uzun ve zahmetli bir emek zincirinin halkalarını oluşturur. Hele soğuk havada, karda, kışta zeytin toplamak hiç de kolay değildir...

ÖLMEZ AĞAÇ, BARIŞIN SİMGESİ

Zeytin ağacı “ölmez ağaç” olarak bilinir. Bu yönüyle de uzun yaşamı simgeler ve ölümsüzlüğü çağrıştırır. Aynı zamanda zeytin ağacı üstüne pek çok mitolojik öykü vardır. Zeytin ağacını, zeytini, doğadaki diğer ağaçlardan ve bitkilerden ayıran özellikleri sıralamaya kalksak yazımızın boyutları yetersiz kalır.

Ancak zeytinin, zeytin dalının, hayatın içinde ifade ettiği / çağrıştırdığı bir büyük güzelliği ifade etmeden geçemeyiz. O da zeytin dalı ile barış düşüncesinin buluşmasıdır. Zeytin dalı, tarih boyunca barışın ve barış düşüncesinin simgesi olmuştur.

EGE/AKDENİZ KÜLTÜRÜ VE YAŞAM BİÇİMİ

Zeytin ağacının var olduğu iklim kuşakları 2 ve coğrafyalar, kendine has özgün yaşam tarzının boy verdiği yaşam alanlarıdır. Bu alanlarla ve coğrafyalarla, zeytin ve zeytinyağı ürünü de buluşur, bütünleşir. Zeytin ve zeytinyağı, öncelikle bir Ege ve Akdeniz kültürüdür. Bu kültüre koşut olarak, aynı zamanda bir yaşam biçimidir.

Son zamanlarda zeytinyağının sağlık açısından önemi daha iyi kavranmakta ve tüketimi de artmaktadır. Ancak yine de ülkemizdeki tüketim oranlarının yeterli olduğu söylenemez. Bunun temel nedeni olarak, zeytinyağının piyasaya yansıyan fiyatları kadar bilinçli ve sağlıklı tüketim anlayışının yeterince yaygınlaştırılamaması da önem taşımaktadır.

ZEYTİN ALANLARININ KORUNMASI

Günümüzde zeytincilerin ve çevrecilerin neredeyse her daim teyakkuz 3 halinde olması gerekiyor. Bunun nedeni, çıkar odaklı bazı çevrelerin gözlerinin sürekli zeytin ve tarım alanlarının üzerinde olmasıdır. Zeytincilik yasasında yer alan zeytin alanlarının korunması ile ilgili maddeler, bu kesimler tarafından sürekli aşılmaya ve hatta mümkün olsa tümden ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Neredeyse ay / yıl geçmiyor ki bu yolda yeni bir girişimde bulunulmasın. Kısa erimli 4 çıkarlarını kollayan bu kesimler, gözlerini zeytin alanlarının üstüne dikmiştir. Oysa bu alanlar, ülkemizin ve halkımızın vazgeçilemez zenginliğidir. Hep birlikte korunmalı, geliştirilmeli ve geleceğe taşınmalıdır. Bu duyarlılık, yurtseverliğin gereğidir ve aynı zamanda hepimizin ortak sorumluluğudur.

NE ÜRETİCİ MUTLU NE DE TÜKETİCİ!

Zeytincilik sektöründe yeni bir hasat dönemi yaşanırken, var olan tarımsal / ekonomik / ticari koşullar, üreticiyi ve tüketiciyi memnun etmekten çok uzaktır. Tarımsal üretimdeki maliyet artışları, hemen her üründe olduğu gibi zeytin ve zeytinyağını da derinden etkilemektedir. Üretici ürününü değer fiyata satamadığından yakınırken tüketici de içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar nedeniyle ürüne erişemediğini ifade etmektedir.

Zeytinyağı ihracatına zaman zaman getirilen bazı kısıtlamalar da sektör temsilcileri tarafından eleştirilmektedir. Bu alanda üretim yapan firmaların bir başka önemli talebi de zeytinyağının raf fiyatlarındaki KDV oranının yüzde 8’den yüzde 1’e düşürülmesidir. Üretimdeki primin artırılması da tüm üreticilerin ortak istemidir. Zeytincilik sektörü yeni bir hasat dönemini yaşarken hem üretimin ve hem de tüketimin artırılması için zeytine, zeytinyağına ve bu değerli ürünleri üretenlerin emeğine, alın terine sahip çıkılmasını istiyoruz.

1 yoğun

2 iklim kuşakları: İklim kuşakları, yıl içerisinde gelen güneş ışınlarının dünyaya ne açıyla geldiğine bağlı olarak meydana gelen farklar olarak tanımlanır; Klimazonen.

3 teyakkuz halinde olmak: uyanık olmak

4 süreli

2. Metnin yapısını ve kullanılan gerekçe türlerini göz önünde bulundurarak, yazarın zeytin ve zeytin yağının üretimi ve tüketimi hakkındaki görüşünü belirleyiniz ve bu görüşü okura nasıl aktardığını çözümleyiniz.

(20 Punkte)

Aufgabe HT 1 - Klausurteil A, Aufgabe 3 a) · Stellungnahme und Kommentar (Değerlendiriniz)

Klausurteil A

Mehmet Şakir Örs

‘Önde zeytin ağaçları’

Zeytinlik alanlardan her geçişimizde ve zeytin ağaçlarını her görüşümüzde, belleğimizde ve bilincimizde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun dizeleri ses bulur, ‘Sitem’ isimli şiirinin her dizesi zeytin dalı ve her sözcüğü zeytin danesi olup yüreğimize düşer: “Önde zeytin ağaçları arkasında yâr / Sene 1946 / Mevsim / Sonbahar / Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim / Dalları neyleyim. / Yâr yollarına dökülmedik dilleri neyleyim...”

ŞİMDİ ZEYTİN ZAMANI

Bugünlerde eğer yolunuz özellikle Ege ve Akdeniz’in kıyı kesimlerine düşerse zeytin bahçelerinde, zeytinliklerde hummalı 1 bir çalışmaya tanık olursunuz. Zeytin ağaçlarının altında çullarını sermiş, düzeneklerini kurmuş, zeytin silken ve zeytin toplayan üretici ailelerini görürsünüz. Bizim de geçmişimizde, çocukluğumuzda ve ilk gençlik yıllarımızda, zeytinliklerde ve üzüm bağlarının içinde bulunan zeytin ağaçlarının altında çok zeytin toplamışlığımız vardır. O anılarımızı ve geçmişte çekilen sıkıntıları / zorlukları hiçbir zaman unutmayız, her daim hatırlarız...

Zeytin ve zeytinyağı, özellikle sağlık açısından çok değerli ve önemli gıda ürünleridir. Bu değerleri giderek daha çok anlaşılmakta ve yaygınlaşmaktadır. Ama onların ağaçtan ve bahçeden soframıza gelişi, oldukça uzun ve zahmetli bir emek zincirinin halkalarını oluşturur. Hele soğuk havada, karda, kışta zeytin toplamak hiç de kolay değildir...

ÖLMEZ AĞAÇ, BARIŞIN SİMGESİ

Zeytin ağacı “ölmez ağaç” olarak bilinir. Bu yönüyle de uzun yaşamı simgeler ve ölümsüzlüğü çağrıştırır. Aynı zamanda zeytin ağacı üstüne pek çok mitolojik öykü vardır. Zeytin ağacını, zeytini, doğadaki diğer ağaçlardan ve bitkilerden ayıran özellikleri sıralamaya kalksak yazımızın boyutları yetersiz kalır.

Ancak zeytinin, zeytin dalının, hayatın içinde ifade ettiği / çağrıştırdığı bir büyük güzelliği ifade etmeden geçemeyiz. O da zeytin dalı ile barış düşüncesinin buluşmasıdır. Zeytin dalı, tarih boyunca barışın ve barış düşüncesinin simgesi olmuştur.

EGE/AKDENİZ KÜLTÜRÜ VE YAŞAM BİÇİMİ

Zeytin ağacının var olduğu iklim kuşakları 2 ve coğrafyalar, kendine has özgün yaşam tarzının boy verdiği yaşam alanlarıdır. Bu alanlarla ve coğrafyalarla, zeytin ve zeytinyağı ürünü de buluşur, bütünleşir. Zeytin ve zeytinyağı, öncelikle bir Ege ve Akdeniz kültürüdür. Bu kültüre koşut olarak, aynı zamanda bir yaşam biçimidir.

Son zamanlarda zeytinyağının sağlık açısından önemi daha iyi kavranmakta ve tüketimi de artmaktadır. Ancak yine de ülkemizdeki tüketim oranlarının yeterli olduğu söylenemez. Bunun temel nedeni olarak, zeytinyağının piyasaya yansıyan fiyatları kadar bilinçli ve sağlıklı tüketim anlayışının yeterince yaygınlaştırılamaması da önem taşımaktadır.

ZEYTİN ALANLARININ KORUNMASI

Günümüzde zeytincilerin ve çevrecilerin neredeyse her daim teyakkuz 3 halinde olması gerekiyor. Bunun nedeni, çıkar odaklı bazı çevrelerin gözlerinin sürekli zeytin ve tarım alanlarının üzerinde olmasıdır. Zeytincilik yasasında yer alan zeytin alanlarının korunması ile ilgili maddeler, bu kesimler tarafından sürekli aşılmaya ve hatta mümkün olsa tümden ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Neredeyse ay / yıl geçmiyor ki bu yolda yeni bir girişimde bulunulmasın. Kısa erimli 4 çıkarlarını kollayan bu kesimler, gözlerini zeytin alanlarının üstüne dikmiştir. Oysa bu alanlar, ülkemizin ve halkımızın vazgeçilemez zenginliğidir. Hep birlikte korunmalı, geliştirilmeli ve geleceğe taşınmalıdır. Bu duyarlılık, yurtseverliğin gereğidir ve aynı zamanda hepimizin ortak sorumluluğudur.

NE ÜRETİCİ MUTLU NE DE TÜKETİCİ!

Zeytincilik sektöründe yeni bir hasat dönemi yaşanırken, var olan tarımsal / ekonomik / ticari koşullar, üreticiyi ve tüketiciyi memnun etmekten çok uzaktır. Tarımsal üretimdeki maliyet artışları, hemen her üründe olduğu gibi zeytin ve zeytinyağını da derinden etkilemektedir. Üretici ürününü değer fiyata satamadığından yakınırken tüketici de içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar nedeniyle ürüne erişemediğini ifade etmektedir.

Zeytinyağı ihracatına zaman zaman getirilen bazı kısıtlamalar da sektör temsilcileri tarafından eleştirilmektedir. Bu alanda üretim yapan firmaların bir başka önemli talebi de zeytinyağının raf fiyatlarındaki KDV oranının yüzde 8’den yüzde 1’e düşürülmesidir. Üretimdeki primin artırılması da tüm üreticilerin ortak istemidir. Zeytincilik sektörü yeni bir hasat dönemini yaşarken hem üretimin ve hem de tüketimin artırılması için zeytine, zeytinyağına ve bu değerli ürünleri üretenlerin emeğine, alın terine sahip çıkılmasını istiyoruz.

1 yoğun

2 iklim kuşakları: İklim kuşakları, yıl içerisinde gelen güneş ışınlarının dünyaya ne açıyla geldiğine bağlı olarak meydana gelen farklar olarak tanımlanır; Klimazonen.

3 teyakkuz halinde olmak: uyanık olmak

4 süreli

3. Aşağıda verilen sorulardan birini seçip yanıtlayınız.

a)

Ekonomi ekolojiden önemlidir!

“Günümüzde zeytincilerin ve çevrecilerin neredeyse her daim teyakkuz halinde olması gerekiyor.” (Z. 36 – 37)

Bu iki ifadeyi, metnin bütününü, derste edindiğiniz bilgileri ve gündelik yaşam deneyimlerinizi dikkate alarak değerlendiriniz.

(12 Punkte)

Aufgabe HT 1 - Klausurteil A, Aufgabe 3 b) · Adressatenbezogenes Schreiben: Leserbrief, Blog, Brief, Artikel

Klausurteil A

Mehmet Şakir Örs

‘Önde zeytin ağaçları’

Zeytinlik alanlardan her geçişimizde ve zeytin ağaçlarını her görüşümüzde, belleğimizde ve bilincimizde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun dizeleri ses bulur, ‘Sitem’ isimli şiirinin her dizesi zeytin dalı ve her sözcüğü zeytin danesi olup yüreğimize düşer: “Önde zeytin ağaçları arkasında yâr / Sene 1946 / Mevsim / Sonbahar / Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim / Dalları neyleyim. / Yâr yollarına dökülmedik dilleri neyleyim...”

ŞİMDİ ZEYTİN ZAMANI

Bugünlerde eğer yolunuz özellikle Ege ve Akdeniz’in kıyı kesimlerine düşerse zeytin bahçelerinde, zeytinliklerde hummalı 1 bir çalışmaya tanık olursunuz. Zeytin ağaçlarının altında çullarını sermiş, düzeneklerini kurmuş, zeytin silken ve zeytin toplayan üretici ailelerini görürsünüz. Bizim de geçmişimizde, çocukluğumuzda ve ilk gençlik yıllarımızda, zeytinliklerde ve üzüm bağlarının içinde bulunan zeytin ağaçlarının altında çok zeytin toplamışlığımız vardır. O anılarımızı ve geçmişte çekilen sıkıntıları / zorlukları hiçbir zaman unutmayız, her daim hatırlarız...

Zeytin ve zeytinyağı, özellikle sağlık açısından çok değerli ve önemli gıda ürünleridir. Bu değerleri giderek daha çok anlaşılmakta ve yaygınlaşmaktadır. Ama onların ağaçtan ve bahçeden soframıza gelişi, oldukça uzun ve zahmetli bir emek zincirinin halkalarını oluşturur. Hele soğuk havada, karda, kışta zeytin toplamak hiç de kolay değildir...

ÖLMEZ AĞAÇ, BARIŞIN SİMGESİ

Zeytin ağacı “ölmez ağaç” olarak bilinir. Bu yönüyle de uzun yaşamı simgeler ve ölümsüzlüğü çağrıştırır. Aynı zamanda zeytin ağacı üstüne pek çok mitolojik öykü vardır. Zeytin ağacını, zeytini, doğadaki diğer ağaçlardan ve bitkilerden ayıran özellikleri sıralamaya kalksak yazımızın boyutları yetersiz kalır.

Ancak zeytinin, zeytin dalının, hayatın içinde ifade ettiği / çağrıştırdığı bir büyük güzelliği ifade etmeden geçemeyiz. O da zeytin dalı ile barış düşüncesinin buluşmasıdır. Zeytin dalı, tarih boyunca barışın ve barış düşüncesinin simgesi olmuştur.

EGE/AKDENİZ KÜLTÜRÜ VE YAŞAM BİÇİMİ

Zeytin ağacının var olduğu iklim kuşakları 2 ve coğrafyalar, kendine has özgün yaşam tarzının boy verdiği yaşam alanlarıdır. Bu alanlarla ve coğrafyalarla, zeytin ve zeytinyağı ürünü de buluşur, bütünleşir. Zeytin ve zeytinyağı, öncelikle bir Ege ve Akdeniz kültürüdür. Bu kültüre koşut olarak, aynı zamanda bir yaşam biçimidir.

Son zamanlarda zeytinyağının sağlık açısından önemi daha iyi kavranmakta ve tüketimi de artmaktadır. Ancak yine de ülkemizdeki tüketim oranlarının yeterli olduğu söylenemez. Bunun temel nedeni olarak, zeytinyağının piyasaya yansıyan fiyatları kadar bilinçli ve sağlıklı tüketim anlayışının yeterince yaygınlaştırılamaması da önem taşımaktadır.

ZEYTİN ALANLARININ KORUNMASI

Günümüzde zeytincilerin ve çevrecilerin neredeyse her daim teyakkuz 3 halinde olması gerekiyor. Bunun nedeni, çıkar odaklı bazı çevrelerin gözlerinin sürekli zeytin ve tarım alanlarının üzerinde olmasıdır. Zeytincilik yasasında yer alan zeytin alanlarının korunması ile ilgili maddeler, bu kesimler tarafından sürekli aşılmaya ve hatta mümkün olsa tümden ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Neredeyse ay / yıl geçmiyor ki bu yolda yeni bir girişimde bulunulmasın. Kısa erimli 4 çıkarlarını kollayan bu kesimler, gözlerini zeytin alanlarının üstüne dikmiştir. Oysa bu alanlar, ülkemizin ve halkımızın vazgeçilemez zenginliğidir. Hep birlikte korunmalı, geliştirilmeli ve geleceğe taşınmalıdır. Bu duyarlılık, yurtseverliğin gereğidir ve aynı zamanda hepimizin ortak sorumluluğudur.

NE ÜRETİCİ MUTLU NE DE TÜKETİCİ!

Zeytincilik sektöründe yeni bir hasat dönemi yaşanırken, var olan tarımsal / ekonomik / ticari koşullar, üreticiyi ve tüketiciyi memnun etmekten çok uzaktır. Tarımsal üretimdeki maliyet artışları, hemen her üründe olduğu gibi zeytin ve zeytinyağını da derinden etkilemektedir. Üretici ürününü değer fiyata satamadığından yakınırken tüketici de içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar nedeniyle ürüne erişemediğini ifade etmektedir.

Zeytinyağı ihracatına zaman zaman getirilen bazı kısıtlamalar da sektör temsilcileri tarafından eleştirilmektedir. Bu alanda üretim yapan firmaların bir başka önemli talebi de zeytinyağının raf fiyatlarındaki KDV oranının yüzde 8’den yüzde 1’e düşürülmesidir. Üretimdeki primin artırılması da tüm üreticilerin ortak istemidir. Zeytincilik sektörü yeni bir hasat dönemini yaşarken hem üretimin ve hem de tüketimin artırılması için zeytine, zeytinyağına ve bu değerli ürünleri üretenlerin emeğine, alın terine sahip çıkılmasını istiyoruz.

1 yoğun

2 iklim kuşakları: İklim kuşakları, yıl içerisinde gelen güneş ışınlarının dünyaya ne açıyla geldiğine bağlı olarak meydana gelen farklar olarak tanımlanır; Klimazonen.

3 teyakkuz halinde olmak: uyanık olmak

4 süreli

3. Aşağıda verilen sorulardan birini seçip yanıtlayınız.

b)

Metin dikkatinizi çekmiştir ve yazarına bir okur mektubu göndermek istersiniz. Metnin bütününü, sahip olduğunuz art alan bilgisini ve kendi izlenimlerinizi dikkate alarak bu okur mektubunu yazınız.

(12 Punkte)

Aufgabe HT 1 - Klausurteil B, Aufgabe 4 · Sprachmittlung Deutsch → Türkisch

Klausurteil A

Mehmet Şakir Örs

‘Önde zeytin ağaçları’

Zeytinlik alanlardan her geçişimizde ve zeytin ağaçlarını her görüşümüzde, belleğimizde ve bilincimizde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun dizeleri ses bulur, ‘Sitem’ isimli şiirinin her dizesi zeytin dalı ve her sözcüğü zeytin danesi olup yüreğimize düşer: “Önde zeytin ağaçları arkasında yâr / Sene 1946 / Mevsim / Sonbahar / Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim / Dalları neyleyim. / Yâr yollarına dökülmedik dilleri neyleyim...”

ŞİMDİ ZEYTİN ZAMANI

Bugünlerde eğer yolunuz özellikle Ege ve Akdeniz’in kıyı kesimlerine düşerse zeytin bahçelerinde, zeytinliklerde hummalı 1 bir çalışmaya tanık olursunuz. Zeytin ağaçlarının altında çullarını sermiş, düzeneklerini kurmuş, zeytin silken ve zeytin toplayan üretici ailelerini görürsünüz. Bizim de geçmişimizde, çocukluğumuzda ve ilk gençlik yıllarımızda, zeytinliklerde ve üzüm bağlarının içinde bulunan zeytin ağaçlarının altında çok zeytin toplamışlığımız vardır. O anılarımızı ve geçmişte çekilen sıkıntıları / zorlukları hiçbir zaman unutmayız, her daim hatırlarız...

Zeytin ve zeytinyağı, özellikle sağlık açısından çok değerli ve önemli gıda ürünleridir. Bu değerleri giderek daha çok anlaşılmakta ve yaygınlaşmaktadır. Ama onların ağaçtan ve bahçeden soframıza gelişi, oldukça uzun ve zahmetli bir emek zincirinin halkalarını oluşturur. Hele soğuk havada, karda, kışta zeytin toplamak hiç de kolay değildir...

ÖLMEZ AĞAÇ, BARIŞIN SİMGESİ

Zeytin ağacı “ölmez ağaç” olarak bilinir. Bu yönüyle de uzun yaşamı simgeler ve ölümsüzlüğü çağrıştırır. Aynı zamanda zeytin ağacı üstüne pek çok mitolojik öykü vardır. Zeytin ağacını, zeytini, doğadaki diğer ağaçlardan ve bitkilerden ayıran özellikleri sıralamaya kalksak yazımızın boyutları yetersiz kalır.

Ancak zeytinin, zeytin dalının, hayatın içinde ifade ettiği / çağrıştırdığı bir büyük güzelliği ifade etmeden geçemeyiz. O da zeytin dalı ile barış düşüncesinin buluşmasıdır. Zeytin dalı, tarih boyunca barışın ve barış düşüncesinin simgesi olmuştur.

EGE/AKDENİZ KÜLTÜRÜ VE YAŞAM BİÇİMİ

Zeytin ağacının var olduğu iklim kuşakları 2 ve coğrafyalar, kendine has özgün yaşam tarzının boy verdiği yaşam alanlarıdır. Bu alanlarla ve coğrafyalarla, zeytin ve zeytinyağı ürünü de buluşur, bütünleşir. Zeytin ve zeytinyağı, öncelikle bir Ege ve Akdeniz kültürüdür. Bu kültüre koşut olarak, aynı zamanda bir yaşam biçimidir.

Son zamanlarda zeytinyağının sağlık açısından önemi daha iyi kavranmakta ve tüketimi de artmaktadır. Ancak yine de ülkemizdeki tüketim oranlarının yeterli olduğu söylenemez. Bunun temel nedeni olarak, zeytinyağının piyasaya yansıyan fiyatları kadar bilinçli ve sağlıklı tüketim anlayışının yeterince yaygınlaştırılamaması da önem taşımaktadır.

ZEYTİN ALANLARININ KORUNMASI

Günümüzde zeytincilerin ve çevrecilerin neredeyse her daim teyakkuz 3 halinde olması gerekiyor. Bunun nedeni, çıkar odaklı bazı çevrelerin gözlerinin sürekli zeytin ve tarım alanlarının üzerinde olmasıdır. Zeytincilik yasasında yer alan zeytin alanlarının korunması ile ilgili maddeler, bu kesimler tarafından sürekli aşılmaya ve hatta mümkün olsa tümden ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Neredeyse ay / yıl geçmiyor ki bu yolda yeni bir girişimde bulunulmasın. Kısa erimli 4 çıkarlarını kollayan bu kesimler, gözlerini zeytin alanlarının üstüne dikmiştir. Oysa bu alanlar, ülkemizin ve halkımızın vazgeçilemez zenginliğidir. Hep birlikte korunmalı, geliştirilmeli ve geleceğe taşınmalıdır. Bu duyarlılık, yurtseverliğin gereğidir ve aynı zamanda hepimizin ortak sorumluluğudur.

NE ÜRETİCİ MUTLU NE DE TÜKETİCİ!

Zeytincilik sektöründe yeni bir hasat dönemi yaşanırken, var olan tarımsal / ekonomik / ticari koşullar, üreticiyi ve tüketiciyi memnun etmekten çok uzaktır. Tarımsal üretimdeki maliyet artışları, hemen her üründe olduğu gibi zeytin ve zeytinyağını da derinden etkilemektedir. Üretici ürününü değer fiyata satamadığından yakınırken tüketici de içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar nedeniyle ürüne erişemediğini ifade etmektedir.

Zeytinyağı ihracatına zaman zaman getirilen bazı kısıtlamalar da sektör temsilcileri tarafından eleştirilmektedir. Bu alanda üretim yapan firmaların bir başka önemli talebi de zeytinyağının raf fiyatlarındaki KDV oranının yüzde 8’den yüzde 1’e düşürülmesidir. Üretimdeki primin artırılması da tüm üreticilerin ortak istemidir. Zeytincilik sektörü yeni bir hasat dönemini yaşarken hem üretimin ve hem de tüketimin artırılması için zeytine, zeytinyağına ve bu değerli ürünleri üretenlerin emeğine, alın terine sahip çıkılmasını istiyoruz.

1 yoğun

2 iklim kuşakları: İklim kuşakları, yıl içerisinde gelen güneş ışınlarının dünyaya ne açıyla geldiğine bağlı olarak meydana gelen farklar olarak tanımlanır; Klimazonen.

3 teyakkuz halinde olmak: uyanık olmak

4 süreli

Klausurteil B: Sprachmittlung isoliert

4. Kısa süre önce Türkiye’de yaşayan bir arkadaşınızla, Türkiye’deki büyük şehirlerde bahçeli evlere giderek artan ilgiyi ve bahçeli bir evin getirdiği avantajları konuştunuz. Arkadaşınız Almanya’da durumun nasıl olduğunu öğrenmek istedi. Bu konuda ilginç bir seçenek sunan aşağıdaki metne rastladınız. Arkadaşınızın merak ettiği konuyla ilgili metindeki önemli bilgileri ona bir e-posta ile aktarınız.

(18 Punkte)

Kleingärten – Gefragte grüne Großstadt-Oasen

[...]

Wer mitten in der Stadt wohnt, dem bleibt oft nicht viel Platz für den Anbau von Gemüse, Salat und Kräutern. Mit etwas Geschick lassen sich einige Gemüsearten zwar auch auf Balkon oder Terrasse kultivieren – eine vierköpfige Familie lässt sich damit aber bei weitem nicht versorgen. Für alle, die mehr möchten, ist der Kleingarten – früher auch als Schrebergarten bezeichnet – eine Alternative.

Großstadtbewohner finden in diesen grünen Oasen Ruhe und Beschäftigung an der frischen Luft. Für Kinder ist es ein idealer Ort zum Spielen, ohne viel Straßenverkehr und Lärm. Mit ein Grund dafür, dass zur neuen Pächtergeneration von Schrebergärten viele junge Familien zählen. Wo früher häufig Gartenzwerge zur Dekoration standen, flitzen heute echte Zwerge durch die Gärten.

Kleingartenanlagen liegen häufig inmitten der Städte und sind zu Fuß oder mit dem Rad schnell zu erreichen. Sie werden in der Regel durch Kleingärtnervereine verwaltet, die sich für einen schonenden Umgang mit der Natur und die Pflege alter Obst- und Zierpflanzensorten einsetzen. Fachberaterinnen und -berater in den Vereinen helfen beim naturverträglichen Anbau oder bei der Auswahl standortgerechter, widerstandsfähiger Pflanzen. Man kann sich also jederzeit Hilfe holen.

[...]

Im Schnitt hat ein Kleingarten in Deutschland eine Fläche von 370 Quadratmetern. Je nach Stadt und Kleingartenanlage kann dieser aber auch größer oder kleiner ausfallen. Die Kosten für einen solchen 370 Quadratmeter großen Schrebergarten liegen im bundesweiten Durchschnitt bei rund 278 Euro pro Jahr. Darin enthalten sind der Pachtzins (durchschnittlich 0,18 Euro pro Quadratmeter und Jahr), der Mitgliedsbeitrag (durchschnittlich 45 Euro pro Jahr) an den Kleingartenverein sowie die Kosten für Grundsteuer, Straßenreinigungsgebühren, Versicherungen, Müllentsorgung, Wasser und Strom (durchschnittlich 0,45 Euro pro Quadratmeter und Jahr).

Pächterinnen und Pächter in Großstädten müssen im Schnitt allerdings dreimal so viel zahlen wie solche in Kleinstädten. Auch zwischen ost- und westdeutschen Bundesländern gibt es gravierende Unterschiede.

Dass sich die monatlichen Fixkosten für einen Kleingarten insgesamt jedoch im Rahmen halten, ist vor allem dem Bundeskleingartengesetz zu verdanken. Es schreibt vor, dass die Pacht maximal viermal so hoch sein darf, wie die für erwerbsmäßig genutzte Obst- oder Gemüsefläche. Das sichert den Anspruch des Kleingartenwesens, sozial verträglich und für alle Bevölkerungsgruppen bezahlbar und offen zu sein.

Meist fällt neben den monatlichen Fixkosten noch eine Ablösesumme für die Übernahme der Gartenlaube und der Pflanzen an, die an die Vormieterin oder den Vormieter zu entrichten ist. Ihre Höhe richtet sich nach dem Zustand der Laube und dem Bewuchs im Garten.

[...]

Lange Zeit als spießig verrufen, erfährt der Kleingarten heute wieder sehr viel mehr Zuspruch. Die Nachfrage nach Kleingärten nimmt seit Jahren stetig zu und die Corona-Pandemie hat im Jahr 2020 zu einem regelrechten Boom geführt. Laut BDG¹ gab es 2020 mindestens doppelt so viele Anfragen wie im Jahr zuvor – vor allem in den Großstädten.

In Berlin, Hamburg oder München hat sich die Nachfrage sogar vervierfacht und übersteigt inzwischen bei weitem das Angebot. Wer hier eines der begehrten grünen Fleckchen pachten möchte, muss sich auf lange Wartezeiten einstellen. In zahlreichen Kleinstädten sieht es dagegen anders aus. Dort gibt es noch verfügbare Gärten.

[...]

Ob es eine Kleingartenanlage in der näheren Umgebung des Wohnortes gibt, findet man am besten über das Internet heraus. Dort ist fast jeder Kleingärtnerverein mit einer Seite vertreten. Falls nicht, können die Landesverbände des BDG weiterhelfen. Dort gibt es auch allgemeine Informationen zu Kleingärten in Deutschland.

¹ BDG: Bundesverband Deutscher Gartenfreunde

Aufgabe HT 2 - Klausurteil A, Aufgabe 1 · Textverständnis: Inhalte wiedergeben (Özetleyiniz)

Klausurteil A

Sinan Kaynakçı 1

İstanbul’da

Yol kenarında oynayan çocuklar gibi

Topum kaçtı bugün yola

Evin önünde sulanmayan çiçekler gibi

Başım düştü saksıma

5 İstanbul’da kimim var?

Kimin için bu toz duman?

İstanbul’da neyim var?

Ne kaldı ki kalabalıktan?

Kaçamayıp da saklanan kedicikler gibi

10 Sığındım senin sıcaklığına

Sevemiyorsan İstanbul’u benim gibi

Kaçalım yine bozkırlara

İstanbul’da kimim var?

Kimin için bu toz duman?

15 İstanbul’da neyim var?

Ne kaldı ki kalabalıktan?

Yere düşünce kırılmayan bir oyuncak gibi

Alıştım ben yuvarlanmaya

İstanbul’da

20 İstanbul’da

Ne kaldı ki?

1 Sinan Kaynakçı, alternatif rock türünde müzik yapan Pinhani adlı grubun üyesidir.

1. Lirik benin, düşüncelerini yansıtan çevreye dair izlenimlerini betimleyiniz.

[10 Puan]

Aufgabe HT 2 - Klausurteil A, Aufgabe 2 · Analyse literarischer Texte (Figuren, Erzählweise, Sprache)

Klausurteil A

Sinan Kaynakçı 1

İstanbul’da

Yol kenarında oynayan çocuklar gibi

Topum kaçtı bugün yola

Evin önünde sulanmayan çiçekler gibi

Başım düştü saksıma

5 İstanbul’da kimim var?

Kimin için bu toz duman?

İstanbul’da neyim var?

Ne kaldı ki kalabalıktan?

Kaçamayıp da saklanan kedicikler gibi

10 Sığındım senin sıcaklığına

Sevemiyorsan İstanbul’u benim gibi

Kaçalım yine bozkırlara

İstanbul’da kimim var?

Kimin için bu toz duman?

15 İstanbul’da neyim var?

Ne kaldı ki kalabalıktan?

Yere düşünce kırılmayan bir oyuncak gibi

Alıştım ben yuvarlanmaya

İstanbul’da

20 İstanbul’da

Ne kaldı ki?

1 Sinan Kaynakçı, alternatif rock türünde müzik yapan Pinhani adlı grubun üyesidir.

2. Metnin dil ve biçim özelliklerinden yararlanarak lirik benin duygularını ve düşüncelerini inceleyiniz.

[20 Puan]

Aufgabe HT 2 - Klausurteil A, Aufgabe 3 a) · Stellungnahme und Kommentar (Değerlendiriniz)

Klausurteil A

Sinan Kaynakçı 1

İstanbul’da

Yol kenarında oynayan çocuklar gibi

Topum kaçtı bugün yola

Evin önünde sulanmayan çiçekler gibi

Başım düştü saksıma

5 İstanbul’da kimim var?

Kimin için bu toz duman?

İstanbul’da neyim var?

Ne kaldı ki kalabalıktan?

Kaçamayıp da saklanan kedicikler gibi

10 Sığındım senin sıcaklığına

Sevemiyorsan İstanbul’u benim gibi

Kaçalım yine bozkırlara

İstanbul’da kimim var?

Kimin için bu toz duman?

15 İstanbul’da neyim var?

Ne kaldı ki kalabalıktan?

Yere düşünce kırılmayan bir oyuncak gibi

Alıştım ben yuvarlanmaya

İstanbul’da

20 İstanbul’da

Ne kaldı ki?

1 Sinan Kaynakçı, alternatif rock türünde müzik yapan Pinhani adlı grubun üyesidir.

3. a) Metni, derste edindiğiniz bilgileri ve kendi gözlemlerinizi dikkate alarak büyükşehir İstanbul’da yaşamanın artı ve eksi yönlerini değerlendiriniz.

[12 Puan]

Aufgabe HT 2 - Klausurteil A, Aufgabe 3 b) · Adressatenbezogenes Schreiben: Leserbrief, Blog, Brief, Artikel

Klausurteil A

Sinan Kaynakçı 1

İstanbul’da

Yol kenarında oynayan çocuklar gibi

Topum kaçtı bugün yola

Evin önünde sulanmayan çiçekler gibi

Başım düştü saksıma

5 İstanbul’da kimim var?

Kimin için bu toz duman?

İstanbul’da neyim var?

Ne kaldı ki kalabalıktan?

Kaçamayıp da saklanan kedicikler gibi

10 Sığındım senin sıcaklığına

Sevemiyorsan İstanbul’u benim gibi

Kaçalım yine bozkırlara

İstanbul’da kimim var?

Kimin için bu toz duman?

15 İstanbul’da neyim var?

Ne kaldı ki kalabalıktan?

Yere düşünce kırılmayan bir oyuncak gibi

Alıştım ben yuvarlanmaya

İstanbul’da

20 İstanbul’da

Ne kaldı ki?

1 Sinan Kaynakçı, alternatif rock türünde müzik yapan Pinhani adlı grubun üyesidir.

3. b) Pinhani’nin şarkısını dinledikten sonra, bu şarkının sizin kendi yaşam gerçekliğinizi ne ölçüde yansıttığına dair görüşlerinizi blogunuzda paylaşmak istediniz. Bu blog yazısını kendi yaşamınızdan hareketle, metnin bütününü ve derste edindiğiniz bilgileri göz önünde bulundurarak yazınız.

[12 Puan]

Aufgabe HT 2 - Klausurteil B, Aufgabe 4 · Sprachmittlung Deutsch → Türkisch

Klausurteil A

Sinan Kaynakçı 1

İstanbul’da

Yol kenarında oynayan çocuklar gibi

Topum kaçtı bugün yola

Evin önünde sulanmayan çiçekler gibi

Başım düştü saksıma

5 İstanbul’da kimim var?

Kimin için bu toz duman?

İstanbul’da neyim var?

Ne kaldı ki kalabalıktan?

Kaçamayıp da saklanan kedicikler gibi

10 Sığındım senin sıcaklığına

Sevemiyorsan İstanbul’u benim gibi

Kaçalım yine bozkırlara

İstanbul’da kimim var?

Kimin için bu toz duman?

15 İstanbul’da neyim var?

Ne kaldı ki kalabalıktan?

Yere düşünce kırılmayan bir oyuncak gibi

Alıştım ben yuvarlanmaya

İstanbul’da

20 İstanbul’da

Ne kaldı ki?

1 Sinan Kaynakçı, alternatif rock türünde müzik yapan Pinhani adlı grubun üyesidir.

Türkiye'de Şehir ve Bölge Planlama bölümünde okuyan bir arkadaşınız, şehir ve kırsal yaşam konusunda bir sunum hazırlamaktadır. Almanya'da hangi yaş gruplarının şehirlerde, hangilerinin kırsal alanlarda yaşadığını ve bunun nedenlerini öğrenmek ister. Konuyla ilgili önemli bilgileri bir e-posta yoluyla arkadaşınıza aktarınız.

Metin:

Christian Erhardt: Landleben: So viele Menschen flüchten aus der Stadt

Das Landleben boumt. Es sind vor allem die 30- bis 50-Jährigen, die seit Jahren schon in Scharen aus den Städten in die Landkreise ziehen...

Du kannst auch nach Themen lernen

Übe ein Thema mit gemischten Aufgaben aus den Prüfungen aller Jahre.

Alle 7 Themen ansehen

Andere Prüfungen 2023

GK · Haupttermin · neu einsetzend (2023) · GK · Haupttermin · neu einsetzend · Weiterbildungskolleg (2023) · LK · Haupttermin · fortgeführt (2023)