Aufgabe HT 2 - Klausurteil A - 1 · Abitur NRW Türkisch GK · Haupttermin · fortgeführt 2021

Thema: Textverständnis: Inhalte wiedergeben (Özetleyiniz) · Aus der Prüfung GK · Haupttermin · fortgeführt (2021)

Aufgabenstellung

Klausurteil A

Susy, 1933’te Nazi baskısı yüzünden Almanya’yı terk edip Türkiye’ye sığınmış bir ailenin en genç kızıdır. Türkiye’de dünyaya gelen ve burada büyüyen Susy, İstanbul’da ailesiyle (babası Gerhard, annesi Elsa, ağabeyi Peter) birlikte yaşar.

Ayşe Kulin

Ata'Ya Veda

Elsa, Kumbaracı Yokuşu’ndan aşağı yürüyerek, Tophane’de yakaladığı tramvayda,

kucağında kızıyla sağ ön koltukta oturmuş, Bebek’e Alman dostlarını ziyarete gidiyordu.

Asıl maksadı ise Susy’e, akranı çocuklarla Almanca konuşması için fırsat yaratmaktı.

Susy’nin Fatma’dan öğrendiği Türkçeyi, Karadeniz aksanıyla da olsa, Almancadan çok

5 daha iyi konuşuyor olmasına canı sıkılıyordu. Çocuk, sokakta, parkta, gittiği bale okulunda

herkesle; evde de Fatma’yla ve hatta Peter’le Türkçe konuşuyordu, Almancayı ise, sadece

annesi ve babasıyla. Son zamanlarda, onlara da yanıtlarını Türkçe vermeye başlamıştı,

üstelik!

Bebek’te bir apartmanın katlarına yerleşen beş Alman profesör ailesi, von Hippellerin

10 boşalttığı zemin kattaki daireyi bir araya gelerek, müştereken kiralamış, arka tarafta kalan

yatak odalarının birini ziyarete gelecek akrabaları için ayırmış, diğer ikisini yardımcılarına

tahsis etmişler, ön tarafı ise çocuklarının oyun oynayabileceği bir kreşe dönüştürmüşlerdi.

Elsa, haftada en az iki kere kızını Almanca konuşulan bu ortama getirmeye karar

vermişti. Şimdi ana kız, denizi seyrederek Bebek’e giderlerken, Elsa içinden Susy’nin

15 Alman çocuklarla iyi geçinmesi için dua ediyordu çünkü küçük kız, İstanbul’da yaşarlarken

sık görüştükleri von Hippellerin çocuklarıyla yakın arkadaş olmuştu ama diğerlerini çok az

tanıyordu. Ve Hippeller artık yoktu!

Bindikleri tramvay, Dolmabahçe Sarayı’nın önüne geldiğinde, orada durak

bulunmamasına rağmen, durdu. Pencereden dışarıya bakan Elsa, biletçinin tramvaydan

20 indiğini, koşarak Saray’ın önündeki kulübeye girdiğini gördü. Adam biraz sonra aynı hızla

geri geldi, tramvaya atladı, içeri girdi ve yüksek sesle yolcuları bilgilendirdi:

“Atatürk’ümüzün ateşi yok. Tansiyonu normal seyrediyor. Bilinci kapalı.”

O konuşurken nefeslerini tutan yolcular, tramvay hareket edince aralarında endişeli

ifadelerle konuşmaya başladılar.

25 “Bu da neydi, böyle?” diye mırıldandı Elsa.

“Muti, Atatürk çok hasta,” dedi Susy.

“Sen nereden biliyorsun, ufaklık? Yoksa büyükleri mi dinliyorsun sen?”

“Herkes biliyor. Hepimizin babası o ve hasta!”

“O, Türklerin babası. Sen Almansın.”

30 “Ben Türk’üm Muti.”

Aralarında Almanca konuşmalarına rağmen, Elsa bu konuyu tramvayda tartışmak

istemediği için, sustu. İlk fırsatta kızına kimliği hakkında bilgi vermeliydi.

“Hem namaz da kılıyorum. Fatma öğretti.”

Yok artık, dedi Elsa içinden. Bu konuya ciddiyetle eğilmenin zamanı gelmiş de

35 geçiyordu. Akşam Gerhard’la görüşüp bir karar almalıydılar. Acaba Fatma’ya yol mu

verselerdi?

Alman çocukları ziyaret, Elsa’nın tahmininden iyi geçti. Susy hiç itiraz etmeden

çocuklara ayrılan zemin kattaki dairede annesi onu almaya gelene kadar, kendi yaşlarında

iki oğlan ve üç kız çocuğuyla, bütün sabah oynadı. Elsa onu almak üzere kapıda

40 gözüktüğünde, Susy’nin orada kalmak istediğini söylemesini o kadar çok arzu ediyordu ki

[...] çocuk hiç itiraz etmeden yanına gelince biraz bozuldu.

Dönüş yolunda, “Bugün iyi vakit geçirdin mi?” diye sordu kızına.

“Evet ama o çocukların Türkçeleri çok kötü,” dedi Susy, “Yanlışlarını düzeltmeye

çalıştım. Bana kızdılar.”

45 “Onlar Alman, Türkçe konuşmak zorunda değiller. Sen de öylesin!”

“Olur mu! Ben Türk’üm.”

“İstanbul’da yaşamakla Türk olunmaz Susy.”

“Anne, Atatürk’ün kızıyım ben.” Bu cümleyi Türkçe söyledi Susy.

“Sana Atatürk soyadını alalım, o halde.”

50 “Alamayız. Bir tane Atatürk var, sadece. Başka yok!”

“Doğru,” dedi Elsa ve içinden mırıldandı, “Ne yazık ki, yakında o da olmayacak,

galiba.”

Atatürk’ün dönülmez yolun yolcusu olduğunu, Türk halkı artık seziyor, Ata’ları için her

gün dua ediyorlardı. Elsa ise, o anda kızının yaşadığı kimlik kargaşasını çözmek için can

55 atıyordu ama beş yaşında bir çocukla ciddi bir konuyu nasıl konuşacağını bilemiyordu. En

doğrusu önce çocuğun kafasını kimin karıştırdığını saptamaktı. Fatma mıydı acaba?

Namazı ondan öğrendiğine emindi de… Atatürk’ün kızı olmak filan, Fatma’yı aşan

şeylerdi.

Bu çocuk böyle her tanıştığı insandan etkilenecek, her gittiği yerin kimliğine

60 bürünecekse, işi zordu.

Akşam tramvaydaki konuşmayı Gerhard’a anlattığında, kocası endişelerini onun gibi

ciddiye almadı, hepsine küçük bir kızın hezeyanları olarak baktı. Namaz kılması geçici bir

hevesti. Kendini Atatürk’ün kızı sanması çok sevimliydi. Tramvayın Atatürk’ün hasta

yattığı Saray’ın önünde durup, biletçinin yolcuları bilgilendirmesi ise, milletin Ata’sına

65 olan büyük sevgisini gösteriyordu. Büyütülecek şey miydi bunlar, Tanrı aşkına!

Bir hafta sonra, Elsa, Atatürk’ün o sabah vefat ettiğini, haberi radyodan duyup, yukarı

fırlayan Madam’dan öğrendi. Birazdan apartmanda bir hareketlenme başladı. Kapılar açılıp

kapanıyor, kimileri yukarı katlara, çıkıyor kimileri aşğıya iniyordu. Dinleri, milliyetleri ne

olursa olsun, herkes inanılmaz derecede üzgündü. Aralarında hıçkıran kadınlar, erkekler

70 vardı. Hepsi Atalayların evinde toplanıp hep birlikte radyoyu dinlediler. Son nefesini sabah

dokuzu beş geçe veren Atatürk’ün aziz naaşı¹ geçici olarak Ankara’da Etnografya Müzesine

gönderilecek, ebedi istirahatgâhı² hazır olana kadar orada istirahat buyuracaktı. İstanbullular,

Ankara’ya gideceği tarihe kadar, Ata’larıyla Dolmabahçe Sarayı’nda vedalaşabileceklerdi.

Elsa, kendini Atatürk’ün kızı zanneden Susy’ye en güzel kıyafetini giydirip, elinde bir

75 demet çiçekle babasının refakatinde Saray’a, vedaya yolladı. Çiçeği, Ata’sının göğsünün

üzerine bırakmayı hayal eden Susy, eve hayal kırıklığı içinde döndü. Çok uzun bir kuyrukta

bir saate yakın bekledikten sonra, bırakın Atatürk’ü yanaklarından öpmeyi, onun yüzünü

bile görememiş, çiçeğini ancak tabutun üzerine koyabilmişti.

Atatürk, 19 Kasım sabahı, Dolmabahçe Sarayı’nda kılınan cenaze namazı sonrasında,

80 Sarayburnu’ndan Yavuz zırhlısına alındı, yüz pare top atışıyla selamlanarak, İzmit’e doğru

yola çıktı ve İzmit’ten trenle Ankara’ya nakledildi.

Gerisini Susy, Atalayların evindeki radyoda, diğer apartman çocuklarıyla birlikte

dinledi.

[...] Susy, başını Demir’in omzuna dayayıp hıçkırmaya başladı.

85 “Buna ne oluyor böyle?” diye sordu, Madam.

“O kendini hem Türk hem de Atatürk’ün kızı sanıyor,” dedi Elsa.

¹ aziz naaşı: kıymetli cesedi

² istirahatgâhı: dinlenme yeri

1. “Ata’ya Mektup” adlı roman bölümünde Elsa ile Susy’nin içinde bulunduğu durumu ve ikisi arasındaki çatışmayı betimleyiniz.

[10 Puan]

Aufgabenstellung: Aufgabe HT 2 - Klausurteil A - 1 · Abitur NRW Türkisch GK · Haupttermin · fortgeführt 2021

Lösung

Nach den offiziellen Korrekturhinweisen

1. “Ata’ya Mektup” adlı roman bölümünde Elsa ile Susy’nin içinde bulunduğu durumu ve ikisi arasındaki çatışmayı betimleyiniz.

Lösung: Örnek çözüm unsurları: - Yazar, metin türü, kaynak ve ana temanın tanıtılması (Ayşe Kulin, 'Ata'ya Veda', roman kesiti; Türkiye'de yaşayan Alman bir anne ile kızı arasındaki kültürel benlik ve aidiyet çatışması). - Çerçeve olay örgüsünün ana hatları: * Aile Nazi baskısından kaçarak Türkiye'ye sığınmış ve İstanbul'da yaşamaktadır. * Anne Elsa, kızı Susy'nin Almanca konuşmasını ve pratik yapmasını teşvik etmek için onu Tophane'den Bebek'teki Alman ailelerin kreşine götürmektedir. * Yolculuk sırasında Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı'nda ağır hasta ve bilincinin kapalı olduğunu öğrenirler. * Bebek'teki Alman çocuklarla buluşulduğunda Susy onların Türkçesini eleştirir; anne ile kız arasında kimlik ve aidiyet konusunda gerginlik çıkar. * Atatürk'ün vefatı üzerine Susy büyük bir keder ve hayal kırıklığı yaşar. - Karakterlerin kültürel kimliğe bakışı: * Susy kendisini Türk olarak görmekte, Atatürk'e büyük hayranlık duymakta, Türkçe konuşmayı ve İslami/yerel ritüelleri (namaz kılmak gibi) benimsemektedir. * Anne Elsa ise Alman kökenlerine sıkı sıkıya bağlı kalmakta, Alman topluluğu ile bağları korumaya çalışmakta ve kızının Türkleşmesinden endişe duymaktadır.

Die ausführliche Erklärung Schritt für Schritt (mit KI) gibt es mit Premium. Premium

Löse sie direkt hier: automatische Korrektur, Hinweise und Lösung Schritt für Schritt.

‹ Aufgabe HT 1 - Klausurteil A - 1 · GK · Haupttermin · fortgeführt 2021 · Aufgabe HT 3 - Klausurteil A - 1 · GK · Haupttermin · fortgeführt 2021 ›

Mehr Aufgaben zu Textverständnis: Inhalte wiedergeben (Özetleyiniz)